
Binlerce Geceden Süzülüp Gelen…
Uzun zaman önce okuduğum ‘Binbir Gece Masalları’ serisindeki bir paragrafı bir yerlere kaydetmişim ve geçenlerde, eski bir tanıdığa uzun yıllar sonra rastlamış gibi rastlaştık. O zamanlar henüz başka bir diyara göç etme fikri yeni yeni filizleniyordu zihnimde. Öte yandan korku, endişe, belirsizlik, başaramama ve işleri daha berbat etme duygu ve düşüncesi amansızca zihnimi kemiriyordu.
O tarihlerde not almış olmalıyım. Tam olarak hatırlamamakla birlikte bu, benim için hayatımdaki en önemli alıntılardan biri oldu; gerek zamanlaması gerekse de sonuçları itibarıyla. Bugünlerde ara sıra birilerini cesaretlendirmek için kullandığım oluyor ancak kimi alıntıların, değinmeden geçemediğim gibi, hatıra yanı ağır basıyor. Burada da o yanı bende saklı. Gözümün önüne o köy odasında, tek başıma geçirdiğim günlerde okuduğum satırlardan ziyade yalnızlığın ve belirsizliğin çepeçevre kuşattığı anlarda kayboluyorum.
Ve bırak evleri, onları inşa edenlere mezar olsunlar!
Git! Seninkinden başka topraklar bul! Kendi ülkenden başka ülkeler!
Ama asla, kendi canından başka can bulamazsın!
Düşün! Tanrının toprakları sonsuz genişlikteyken, seni alçaltan bir ülkede yaşamanın ne kadar anlamsız, ne kadar şaşırtıcı bir şey olduğunu…”
“Merak etme, o belirsizlikler ve korkular, senin aczini hissettirip Kudret-i Sonsuz’a iltica etmen içindir.”
“İnsan, acz yoluyla Allah’a en yakın olur. O köy odasındaki yalnızlık, aslında bir ‘halvet’ imiş.”
Müzik: Amin Bani-Che Kardi
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.