Yeraltından Pusulalar -4

İnsan her baktığı yerde görür mü bir yüzü? Her dakika düşünür mü insan birisini? Her gözünü kapattığında hayalini kurar mı birisinin? Tüm duygusal anlarını paylaşmak ister mi aynı kişiyle? Ona yazdığı onlarca şiiri , hikayeyi , yazıyı ;sırf en güzelini yazabilmek için; yollamaz da tutar mı kendisinde ? Bunun hastalık olduğunu bile bile her gün…

Yeraltından Pusulalar -1

Bilmediğim dillerin suçlusuyum ben. Terk ettiğim şehirlerin kaçağı. Gördüğüm tüm çiçeklerin talancısı. Kaldırımların arşınlayıcı avaresiyim. Kusurum boyumu aşalı kaç yıl oldu sahi? Külünü elediğim yangınları mağdurlarla birlikte savurduğum mevsimlerin üzerinden ne kadar zaman geçti? Asi bir nehir boyunda yeşerdiğim, deli nehirlerin kenarlarına otağımı kurduğumdan bu yana ,kaç hazana rast geldim? Bahçeler bağlar yeşertip, gülleri solduralı…

Yeraltından Pusulalar -3

Gözü takıldığı yerde kaldı. Zihninin içinde bir şarkı çalmaya başladı sonra. Bir melodi. Nerede duymuştu bu melodiyi ilk defa ? Ne kadar zaman geçmişti üzerinden, hatırlayamadı. Çabalaması nafileydi . Çok gerilerden gelen bir sesti bu ve uzunca bir süre yolculuk yaparak varması gerekiyordu o sesin kaynağına. Suç, hesap verme, pişmanlık, itiraf ve daha bir çok…

Yeraltından Pusulalar -2

Kendisini kapattığı ve “Yeraltı” adını verdiği bodrum katında huzuru bulmak için çırpınmaları aylardır sürüyordu. Kimseyle görüşmek istemiyor, ara sıra dışarı çıkıp doğal ihtiyaçlarını görüyor sonra da gerisin geriye gelip kendisini buraya kapatıyordu. Malül olmasından dolayı, az buçuk bir aylığı vardı. Bu aylık, iktisatlı davrandığı için; ki buna tam anlamıyla bir ad konulacak olsa iktisat denemezdi….

Gökyüzüm!

Sana bakmak gökyüzünün binlerce şeklini temaşa etmektir. Tanrının yağlı boya fırçası gibi bir fırçayla, masmavi tuval misali gökyüzünü beyazlara her boyadığı anda, yüzünü seçmeye çalışıyorum aradan. Nasıl desem sana bilmiyorum. Doyamadığım aşkın viranesi olmadan önce gönül, aşkının heyecan fırtınasına tutulmuştu. Belki de sürüklenip bir yere akan bu bulutlardır nedeni sana tutunuşumun.

Kendime Gömüldüğüm Yerdeyim.

Benim zamanlarım hep gecedir. Geceleri uyumaya alışamadım bir türlü. Kaç yıl oldu onu da saymadım. On yıllar oldu. Sevdim işte geceleri. Birde gecelerde sevdim. Gecelerde sevdiğim için geceyi, geceyi sevdiğim için gecelerde sevmeyi sevdim. İçinde kendime bir dünya kurduğum için. Kim. istiyorsam, ahir ömrümde oraya onu koymak için gece kuytularını seçtim. Ahir ömrüm deme sebebim…

YARIM

Her şey yarım! “Dışarıda sensiz bir pazartesiYeniden başlamak lazımHatırlamamak en iyisi…” diye başlayan bir şiir var bilmem bilir misin? Ne çok dinlerdim eskiden. Nerden geldiyse aklıma, oturdu içime. Hayata dair yaptığım tüm çözülmeler, tüm tespitler öylece boynu bükük. Aslında şöyle yapmak lazım, yada öyle değil de böyle düşünmek lazım kabilinden bahsini açtığım ne varsa yarım…

Ne Söylediği mi? Nasıl söylediği mi?

Bir şarkı dinledim bugün. Öyle bir özlem yükledi ki sırtıma kaldırması zor. Belki sizlerde dinlemişsinizdir. Şarkıyı bir konserde çekmişler. Görüntü kalitesi fena değil ama ses kalitesi konusunda sorun var. Çünkü kimi sözler anlaşılmıyor. Ama öyle bir ses var ki söyleyende insanın yüreğini eziyor adeta. Normalde o şarkıyı biliyorum .Rahmetli Zeki Müren’in söylediği bir şarkı. Fakat…

Kim Bilir?

Son yazıyı yazdığımdan beri neredeyse yirmi gün geçmiş. Kim bilir kaç yüz bin hücrem yeniden dirilmemek üzere öldü. Kim bilir kaç tel saçım daha döküldü ve kim bilir hangi hastalıklara karşı daha savunmasız hale geldim. Sayılı olan nefeslerimden kaç tanesini daha tükettim. Hayat böyle bir şey işte. Hiç bir şey elimiz de değil. Sadece yaşıyoruz….

Kaosta Kendini Bulan Evey…

Geçenler de Fox Guy günüydü. Okulda konuyla ilgili ufak çaplı bir metin okuyunca andım yine bu defalarca izlediğim filmi. Tavsiye Film deyince aklıma gelen ilk filmlerden birini yani. “V For Vendetta’yı” Özgür olabilmek, kendine güvenip kendi sınırlarını aşmak , bunun için çıkacağın yolculuklar hiç kolay olmuyor. İşkencelerden geçiyorsun, fiziksel veya ruhsal sancılar çekiyorsun. Bildiğin dünyan…