Adınla Başlıyorum.

Sana yeniden mektuplar yazmaya başladım. İçimde tuttuklarımı başka türlü nasıl dışarı çıkarabilirdim ki? Şu sıralar yazmaya verdim kendimi. Şiir, deneme yada hikayeden ibaret olan uzun yazılar değil hiçbiri. Sadece isimler. Günlerdir ismini yazıyorum türlü türlü kalemlerle, türlü türlü şekillerle. Bir yazı çeşidi öğrenmeye çalışma bahanesiyle yapıyorum. Aslında bu sanat öğrenmek gibi bir amacım yok. Yalnız…

Leyla’nın Evi – Zülfü Livaneli

Geçenlerde Netflix’te Black List isimli bir dizinin bir sezonundan birkaç bölüm izledim. Yardımcı karakterlerden birisi ana karaktere hitaben diyordu ki, -Çok zekisin, akıllısın fakat her şeyi kontrol edemezsin. Bazen kadere teslim olman gerekir. Kaderle ilgili ,kimileri buna evrenin gücü, kimileri ilahi irade, kimileri ise görülmeyen bir yönlendirici gücün varlığından bahsediyor. İnsan eğer inançlıysa elbette kadere…

Fesleğen! Bu Sana

Ne zaman daralsam kendimi buraya atıyorum. Başka yerim yok galiba. İnsanın kendi içinde sığınacak sadece bir limanının olması iyi mi yoksa kötü mü bilemiyorum da, bildiğim rahatlamayacak olsam da buraya gelmem gerektiği. Yine geldim yine burdayım. Beni terk etmeyen ve benimde terk edemediğim bir başka beni , bir başka duyguyu , en sevdiğimi bulduğum yerdeyim….

Bayrama Dair.

Bir bayram daha geldi çattı. Eksik tadıyla ve tuzuyla yaşanması gereken bir zaman dilimi. Kısmen buruk geçse de, teselli bulacağımız şeyler de yok değil. Sağlıklı olmak, sevdiklerimizin sağlığını koruma adına bir takım fedakarlıklarda bulunmak birer kazanım sayılabilir. Kimlerin bu anlamda neler yapmadıkları, ne gibi yanlışlar yaptıkları değil bizi insan olarak ilgilendiren hususlar. Bizi ilgilendiren kendimizin…

Onu Yaşayarak Onunla Yaşamak.

İnsanın kafasının içinde ve kalbinde bir sevgili ile yaşaması, dünyanın en güzel hediyesi. Çünkü istediğin kadar sevip , istediğin kadar özleyebiliyorsun. O , sana o kadar ait ki; onunla sen aynı bedende tek ruh olarak yaşıyorsunuz. Kimileri için bu çekilecek hal değil, kimileri ise unutmak yada yokluğuna alışmak istemiyor. Ben hiç unutmak istemedim. Kafamda kalbimde…

Nice Yıllara.

Güzel insan; sana son doğum günü mesajını yazalı bir yıl olmuş yine. Zaman bazen ne ağır geçiyor. Bazen ise ne hızlı. Elimde olsa, güzel geçirdiğin tüm yaşlarını sonsuza kadar uzatmak isterdim. Mutluluk sana çok yakışıyor çünkü. Hem her yaşın da ayrı bir yakışıyor sana. Büyümüyorsun hiç aslında. Öyle küçücük öyle masumsun hala gözümde. Yaşam döngüsü…

Sokağa Kadar inen Acımasızlık.

Zorla bir yere kapatılmazsak eğer, çıkacağımız yüksekliği hayal bile edemezsiniz. Aslında ruhumuz özgürdür bizim. Yükseklere çıkabilmenin altında yatan neden de budur. Kırılmadıysak, horlanmadıysak çoğu zaman döner yuvamıza geliriz. Sıcak bir yuva gibisi var mıdır? Yoktur tabi ki.  Bu kadar özgür olmanın bedeli de yok sayılmaz hani. Akşama kadar bir sürü it, köpek takılır peşimize. Çarşıda,…

Eee ben ne yapacaktım şimdi ?

Bilgisayarın başına da geçtim. Açtım internet tarayıcısını. Arama motoru da çıktı. Eee? Eee şimdi ben ne yazacaktım buraya? Onu unuttum. Dur, bari şuraya bir dosya açayım da, ne yazmayı unuttuğumu yazayım. Başlık ne olsun? Heh buldum. “Eee ben şimdi ne yapacaktım?” Bana en çok olan şey budur. Ulan ben şimdi ne yapacaktım? Sorusunun cevabını aramak….

İki Kişi Kaldık…

Biz üç samimi dosttuk. Fakat bugün birini kaybettik. Benim doğum günümde hem de. İnsanın hayatına iz bırakan ve sürekli hatırlamak zorunda kaldığı tarihlerde, çok sevdiği birisini kaybetmesinin nasıl kötü bir his olduğunu tahmin dahi edemezsiniz. Bunun anlamı şu; Hayatınız boyunca yakınlarınız sizin doğum gününüzü her kutladıklarında, siz, içiniz acıyarak o dostu hatırlayacaksınız. “Dostum sağlığına” diye…