Yabancı – İnsan!

“Ben bir insandım” Livaneli’nin Huzursuzluk kitabında geçen bu cümle ve Serenad kitabında geçen şu diyalog ile birleşince; Aramızdaki temel fark ne biliyor musun? Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun! -Peki sen ne görüyorsun? -İnsan, sadece insan. Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan…  kafamda şekillenen şey, düşünen insanlar olarak ne kadar…

Kendi Denizine Açılmadan Önce

Can’a; Değişimi ve dönüşümü ;onu anlamayanlara, ondan korkanlara , kendisini kalıplara sokarak daha sonra da oradan dışarı bağırıp çağıranlara ; anlatma . Onlarla bu dönüşüm hakkında konuşup polemiklere girme . Bu insanlar girdap gibidirler ve daima o girdaba insan çekerler . Umutları tüketerek beslenirler. “İnsan insanın kurdudur” sözünü söyleyen adam bunu gördüğü için bu sözü…

Bir Kelime; Sürgün nedir?

Sürgünün bir anlamı; Başak’tır. Yaşama başlamanın, ilk dik durabilmenin adıdır. Diğer anlamı ise yurdundan, yuvasından kovulan, tard edilen demektir. İlkine değil, ben ikincisine bakıyorum. Bazen yaşamak için çok ağır bedeller ödemek zorunda kalırsınız. Umudunuzu kaybetmişseniz bile, o an ömrünüzün bir saniyesini dahi birileri çalamasın diye, her şeyden vazgeçerek, yurdunuzu yuvanızı , hepsi bir yana bir…

Aynalarda Görmediklerim…

Hayat bazen sadece yaşamaya çalışmaktan ibaret gibi görünür gözünüze. Ne tat tattır, ne yemek yemektir , ne de neşedir. Aslında var olmayan fakat bir aynada görünen gibidir her şey. Mesela aynada kendimize baktığımız da yada bir başkası bizim aynadaki yansımamıza baktığında güldüğümüzü gördüğünde neşeli olduğumuzu sanır. Oysa neşeli olduğumuzu bilmesine imkan yoktur. O sadece aynada…

Kimliğimi İnşa Ederken…

Uzun zamandır aklımda olan bir konuyu, üzerinde düzeltme yapmadan olduğu gibi anlatmayı , hissettiklerimi de kelimelere dökmek suretiyle önünüze koymayı düşünüyorum şuan. Kendime zaman zaman sorduğum kimi sorular oluyor. Geçmişime, yaptıklarıma, yapamayıp kaçırdıklarıma, hatalarıma, günahlarıma ve sevaplarıma vs. dair. “Neler yaptım?”, “Neden yaptım?” yada “Neden yapmadım?” soruları ile kendimi muhatap ediyorum. Sonra bunun yanına başka…

Huzursuzluk!

Cemal Süreyya katıldığı bir televizyon programında der ki; Ben 7 yaşında Dostoyevski okudum . O günden beri huzurum yoktur. Cahit Zarfioğlu’na atfedilen bir söz vardır birde; o da derki, “Ne kadar çok acı var”…. Bundan sonraki kısımda nasıl huzuru olur ki insanın? İnsan sadece bir parça et ve birkaç damla kandan ibaret değil ki. Her…

Boşluk!

Hayat dediğin kısacık bir yol, Bugün varsın yarın yok. İçimizdeki boşluk koca bir okyanus Ucu var bucağı yok.

Bir Sorun. Bir Çözüm!

-Affet beni. -Affedebilirim ama bu sana bir daha güveneceğim anlamına gelmez. İkisi çok farklı şeyler. – Nasıl yani?  -Biri geçmişi diğeri geleceği ilgilendirir. Bu gelecekle ilgili. Orada sen yoksun -O zaman neden affediyorsun? – Çünkü geçmişe takılıp kalmaman için sana bir kere daha iyilik yapıyorum. Zira ben iyi biriyim. -Gelecekte neden istemiyorsun? -Aynı zamanda akıllı…

Dünyanın Acıları Üzerine.

Bu yazının, acıyı hissetmek dışında, bir amacı yok. Yazan her şeyi biliyorsunuz zaten. Normal hayatta, yani olağanüstü şeyler yaşamadığım zamanlar, olaylara ve yaşananlara bakışım genelde olumludur. Bardağın boş olan tarafını değil de, dolu olan tarafını görmeyi tercih ederim. Çünkü bize bağışlanan şey var olandır, olmayan değil. Olmayan şeylerle ilgili konuşurken, zaten evvelden de bana ait…

Şiirimsi Zamanlarım.

Daha erken zamanlarımda şiir yazmaya çalışırdım. İyi hatırlıyorum, kanımın delice aktığı, kimi duyguları daha yeni tanımaya, tatmaya başladığım zamanlardı.Kafiyesiydi, ölçüsüydü, durağıydı derken, üzerinde kafa patlatmaktan da haz duyardım. Uzun bir süre böyle gitti.Yazdıkça yazdım.Hiç doymadan, hiç durmadan. Sonra bir gün yolunda gitmeyen şeyler oldu ve bıraktım yazmayı. Okudum sadece. Çok şey söylemeden, meramını en mükemmel…