Dişsiz insan

Şu sıralar milliyetçi söylemlerin ayyuka çıktığı bir dönemden geçiyoruz malum. Kimin ne amaçla kullandığını az çok tahmin ettiğiniz bu söylemlerin bende ki tek karşılığı, Mehmet Akif Ersoy’un “Bir Gece” isimli şiirinde geçen şu mısralardır. Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta; Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi! Ne ağır ifadeler. İnsanın kainattaki en vahşi yaratık olduğunu anlamak…

Tüm Güzel Şeyler Gibi Sana da Elveda

Şu sıralar pek zaman bulamasam da, her şeye rağmen kitaplardan uzak kalmamaya gayret ediyorum .Ahmet Ümit’in yazdığı Beyoğlunun En Güzel Abisi romanını okudum geçenlerde. İyi karakter tahlillerinin yanında ,güncel konularla alakalı da, farklı bir camiadan olmasına rağmen özeleştiri yapabilen birinin hikayenin kahramanı olarak seçilmesi,mensubu olduğu teşkilata rağmen muhalif görüşleriyle hakikati yakalamaya çalışan bir cinayet büro…

Acemilik

Acemilik ne kötü birşey bilemezsiniz. Bir şehirde yeniyseniz mesela. Nereden alışveriş yapacağınızdan tutun, ne yiyeceğinize, gideceğiniz kuaföre kadar, her konuda yeni bir tecrübe edinmek zorunda kalmak pek hoş bir durum değil. Yada biraz daha ileri gidelim. Dilini bilmiyorsanız insanların. Hadi çat pat dil konusunu da hallettiniz diyelim. Bizzat konunun kendisine acemi olduğunuzu düşünün hele birde….

Papatya

Çiçeklerin içerisinde, gülden sonra, en dünya da en fazla kullanılanı herhalde papatyadır diye tahmin ediyorum.Tahmin diyorum çünkü elimde net bir veri yok. Biz genel olarak sadece Karadeniz çayı tüketen bir toplumuz. Bizdekinin aksine ise dünyada her yıl milyarlarca bardak papatya çayının tüketildiği söyleniyor. Bizde ise papatya bir anlık gelecek öngörüsüne aracılık ettirilmekten başka bir anlam…

14 Nisan, “Yalnızlık Senfonisi Orkestrası.”

Cahit Sıtkının şiirini seslendiren Münir Nurettin ne diyor; “Ne Doğan güne hükmüm geçer, Ne halden anlayan bulunur”. Halden anlayanı bulmak gerçekten zor. Halden anladığını sandıklarınızın etrafınızı sarması ise daha bir acıklı durum. Alışageldiğiniz bir yalnızlık senfonisini dinlerken;birdenbire kendinizi kalabalıklar ortasında bulup, o kalabalığın büyüsüne kapıldıktan sonra, tam da rüyanızın en heyecanlı yerinde uyandırılmak hissi gibi;bu…

İlk Salon Deneyimim 14 Nisan…

Cumartesi akşamı ilk kez sahne alacağım salon. Ne çalacağıma, hangi türküyü seslendireceğime henüz karar vermedim ama, ne çalarsam çalayım besteye, güfteye bakmaksızın Kanada’lıların bağlamayı seveceklerini ümit ediyorum. Neşet Ertaş “Bir türküsü olan insandan kimseye zarar gelmez” diyor. O akşam bende türkümü söyleyeceğim. Kırık dökük hikayemin türküsünü seslendireceğim ilk kez. Dilini anlamasa bile, insanların, duygunun dili…

Evlilik-1

Evlilik, dünyanın en eski birliktelik şekillerinden birisidir. Teolojik kaynaklarda geçtiği kadarıyla ,ilk insanlar evlenerek, yani birlikteliklerini ömürlerinin sonuna kadar sürdürerek insan soyunu devam ettirmiş ve bu alanda insanlara örnek olmuşlardır. Tarihi kaynaklarda aynı şeyi söylemektedir üç aşağı beş yukarı. Şuan kimi insanlar birlikteliklerini flört, comon love, gibi şekillerle devam ettiriyor olsalar bile kadim olan şey…

Dönememek

Sahi mümkün mü dönmek? Uzak ihtimaller içinden en uzakta olanı. Yıkık bir kenti, bir ülkeyi, bir coğrafyayı; kalıntılardan, ayak izlerinden, takip ederek; bulmak gibi imkansız. Her yan maddesiyle ayrı bir memleket. Acıları paylaştığımız tüm misafirlik şehirler, Turnaların kanatlarının gölgesinde geçtiğimiz ovalar. Çöl fırtınaları, dağ yamaçları, buzullar, Sevdalı iklimler, fırtınalı sahiller, dereler ve tepeler… Hayat bize…

Fesleğen Bahçe’si

Bir fesleğen bahçesi var yazgısı 3 yıl önce gerçek bir bahçeyle başlamış olan. Birde burası var aslıyla aşağı yukarı aynı tarihlere denk düşen. Birisini yıkıla yıkıla, gözyaşlarını içime kanarcasına damlata damlata bıraktım da düştüm yollara bir ikindi vakti. Elimde avucumda sermaye olarak kalan bir kaç dağınık kelamdı. Zamana yayılmış bir kaç hatıra yazısı ve bir…

Sen Benim Kalbimsin.

Dengbejlerin gırtlaklarından tarihe uzanan çağrısın Göçe zorlanan kara gözlü çocukların kederli bakışısın Kaçak tütünüsün tabaka tabaka serilmiş yaşlı amcamın Ninemin kat kat giydiği fistanının ara ki bulasın cebinden ikram bir şekersin Duasısın babamın, ayağıma taş değdirmeyen iç çekişisin Kalbimsin sen, korkma sesimi duyuyorsan bil ki hiç durmayacaksın.