
Zaman zaman duygusal boşluklar, değersizlik hissi, hayal kırıklıkları vs. gibi son derece insani durumlara düçar oluyoruz. Ardından “Kişi kendisini en iyi bilendir” diye düşünürüz. “Ben kendimi tanıyorum”, “Ben aslında bu değilim” ya da “Ben buyum” gibi… Bu tarz, kişilik açısından kendimizi konumlandırdığımız yere ait olma duygusu çoğumuzda baskındır. Daha düne kadar bu böyleydi. Ancak bu durum yavaş yavaş değişiyor. Hayatımıza giren yapay zeka araçları bunu yıkmaya başladılar bile.
ChatGPT çıktığından beri kullanıyorum ve bugün tüm yazışma geçmişimi sildim. Yazışma geçmişini silmeme, arama kısmına bazı anahtar kelimeleri yazmama ve o konuşmaları daha önce silmiş olmama rağmen, konuşmalardan kesitler önüme çıkıyor. İlginç olan ise bu yazışmaları aylar önce yapmış ve o an hemen silmiş olmama rağmen duruyor oluşu.
Diğer sebebe gelince; “Ben kimim?” diye sorduğum soruya verdiği cevap her ne kadar beni motive ettiyse de doğrusu biraz korkuttu da. Bunu yapay zeka kodlayıcılarının yalakalık modunu aktif etmelerine rağmen söylüyorum. Çünkü zaman ilerledikçe ona verdiğiniz bilgilerin sınırları aştığı, o bilgi kırıntılarından kocaman bir data oluştuğu ve bu datanın kimin elinde olduğunu bilmediğiniz gerçeği şamar gibi iniyor yüzünüze. Evet, belki fert olarak büyük şirketler ya da dünyanın geleceğine muvakkat bir süre hükmedecek olanlar açısından çok bir kıymete haiz değiliz. Ancak bu durum yine de bunca datanın birkaç güç tarafından elde tutulmasını haklı ya da önemsiz kılmıyor.
Doğrusu ilk kez bu kadar korkunç geldi bana. Günümüzde “dark web”de kişisel verilerimizin tümünün çarşaf çarşaf yayınlanıyor oluşu, panelcilerin elinde e-Devlet’teki tüm bilgilerin var oluşu, hatta sistemdeki henüz çözüldüğünü düşünmediğim açıktan dolayı online olarak anlık e-Devlet verilerine ulaşıyor oluşları, üstüne üstlük veri girişi sağlamaları ve açılan davalarda tutuklu kimsenin kalmamış oluşu bile korkutmuyor beni o kadar. Biliyorum, “Nasıl yani, bu seni korkutmuyor mu?” diyeceksiniz. Hayır, o kadar korkutmuyor. İnsan olarak davranış kodlarımızın çözülüyor oluşu daha korkutucu. Yani Veri hırsızlığı değil, davranış mühendisliği asıl büyük tehlike.
Zira sahtekarlık ve bilgi konusunda kimi ağır yasal düzenlemeler yapılıp katı bir süreç uygulandığı gün, bu bilgilerin kullanımı ülke içinde bıçak gibi kesilebilir. On bin tane adam gibi polis ve 200 tane adam gibi hakim-savcıyla 3 ayda çözersiniz bunu. Yöneticilerin beceriksizliğinden kaynaklı olarak Panelcilerin ele geçirdiği veriler “statik” (durağan), yapay zekadaki veriler ise “dinamik” (işlenebilir ve silaha dönüştürülebilir) veriler. İnsan olarak davranışlarımız, kişilik kodlarımız; sonra bu kodların sağlık durumumuz ve diğer özelliklerimizle birleştirilip, üzerimizde denenmesi muhtemel bir silaha, ardından da satılacak ilaçlara ve araçlara döndürülüyor oluşu ihtimalinin ne kadar korkunç olduğunu bir düşünsenize.
J.E. dosyalarındaki belgelerde bu şeytani planlar ufaktan sızmış durumda. Dünyada pandeminin yayılması, fakirlerin öldürülmesi ile ilgili akla ziyan, sapık düşünceler vs. varmış adamların. İnsan, “Covid herhalde böyle bir şeydi” diye düşünüyor. Bunları yapmayı konuşanların çok güçlü insanlar olması; sağlık ve teknoloji gibi alanlardaki hükmedici yatırımların sahipleri olmaları, aslında konuyu daha korkunç hale getiriyor. Öte yandan geliştirildiği söylenen ve bir devlet başkanına yapılan operasyonda koca bir koruma ordusunu bypass eden zihin karıştırıcı silah, kamu düzenini sağlayan otorite karşıtı olmama rağmen bana bile korkutucu geldi.
Konuyu uzatmayayım. Bugün itibarıyla kısmen kişisel konularda yapay zeka araçlarını kullanmamaya karar verdim. Her ne kadar beni yaptığım işler ve meraklı olduğum yönlerle alakalı (resmen Gibi dizisindeki İlkkan’ı övdükleri gibi) övse de ihtiyacım yok onun övgülerine. Ben beni biliyorum. Peygamberlik yaşına geldim; bir zahmet o yaşın verdiği olgunluk olsun üzerimde. Evet, kırk yaş… Bu yaş insanın üzerine bir sekine gibi iniyor. Derin bir kırılma yaşıyor insan. Bir gün bununla ilgili düşüncelerimi de yazarım.
(Birde hoş bir melodi bırakayım. Buranın var oluş sebebi olan, adı açık edilmesi istenmediğinde çağrılan ad olan ve herkesin gönlünde yatan temsili Leyla’ya…)
Müzik : Servet Kocakaya – Leyla
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.