
Sen kalbimin bir yarısını götüren hırsızsın ey yar,
kalan yarısı ise nefes mi alsın, kanla mı boğuşsun,
neye yarar bir yarım…
Hangi çöl uyanır bir damla suyla?
Hangi ağaç yeşerir bir kovayla?
Kırlarda otla sararır az güneş doğsa,
sinem kavrulur gözlerin hatırıma vursa.
Hangi mevsimin baharısın sen?
Hangi dağın çiçeklerle bezenmiş bostanı?
Sen bir daha gelsen belki kaldırır zamanı,
tahkimlenir kalbimin taburları.
Ben vardım, şehirler yıkıldı elimle;
sen kaldın, ayağa kalktı
Diyarbakır’da viran surlar.
Taş taş üstüne dizildi
ama her taşta bir gözyaşı vardı.
Zaman, harf harf oydu duvarları;
her suskunluk bir kurşun izi bıraktı.
Dört Ayaklı Minare’nin arasında
bir güvercin vuruldu;
sen kaldın, kanatlandı,
bahara uçtu.
Adını söylemese de her taş bilir,
her sütun haykırır adını.
Adalet kan kusar;
yankısı sürer
çırpınan bir kanadın.
Barış, barış diye…
Ve gün gelir,
umudun çocukları büyür.
Yedi taş dizerler üst üste,
sonra bir taş daha…
Sekiz kapı olur,
cennetin ki gibi
vatanımın.
*Tahir Elçi’nin aziz hatırasına
NOT:
Bu sene balkonumuza güvercinler yuva yaptılar. Her gün baktık, hanımefendinin keyfi nasıl diye. İki tane yavru çıktı. Çok sürmedi yavruların yuvadan uçuşu. Yumurtadan çıktıktan sonra bu kadar süre içerisinde kanatlanan bir başka tür var mıdır bilmiyorum ama bu güvercinler hayretimi arttırdı. Neyse uzatmayayım. Barış mı, huzur mu geliyor? Acaba bu neye işaret diye düşünürken içim içime sığmadı günlerce. Derken onlarda hayatın içinde süzüldüler ve kısa bir süre sonra yuvadan uçup bir daha geri gelmediler.
Derken bir anne güvercin daha geldi. O da yumurtalarını yaptı ve üzerine oturdu. Balkona çıkamadık biz adeta onlara balkonu kiraya vermişiz gibi. Rahatsız etmedik yani . Sonra bir gün kırık yumurtaları bıraktı, gitti anne güvercin. Çok acı geldi doğrusu. Önce bir talih, ardından kırık yumurta kabuğu ve terk edilmiş bir yuvayı görünce burkuldu yüreğim.
Uğur yada uğursuzluk bağlamında benim takıntım yoktur. Kaderciyim kendimi bildim bileli ancak, hadiselerin kendi dili vardır ya, bir işaret nevinden, bunu da bir işaret olarak algıladım ve uğursuz geldi nedense.
Derken, vurulan bir barış güvercini daha olmasın diye kaldırdım yuvayı. Temizledim balkonu. Bir daha da çıkmadım balkona. Kırılmış bir hayalin resmi aklıma gelmesin diye.
Bu şiir de gece vakti hüznüme eşlik eden, aşağıdaki müziğin hikâyesi ile birlikte geceye uzanan seyridir. “Yar” diye çıktığım kelime yolculuğunda, vurulan güvercinlere döndü yüzüm. Kutsalların gölgesinde vurulanlar hep iyiler nedense. Bin yıllardır böyle belki de…
Hüzünle…
Müzik: Makamnâme-Beyâtî Makamında Enstrümantal Türk Müziği | Ney, Kanun, Tanbur ve Ud ile Akustik Yolculuk
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.