Elleriniz ve Yalana Dair (Nazım Hikmet)

ELLERİNİZE VE YALANA DAİR Bütün taşlar gibi vekarlı,hapiste söylenen bütün türküler gibi kederli,bütün yük hayvanları gibi battal,ağır ve aç çocukların dargın yüzlerine benziyen elleriniz.Arılar gibi hünerli hafif, sütlü memeler gibi yüklü,tabiat gibi cesurve dost yumuşaklıklarını haşin derilerinin altında gizliyen                                 …

Neden!

Kadınların, çocukların, el kadar bebeklerin bedenleri parçalanırken, Neden hiçbir insan evladının yüreği parçalanmıyor? Zalimsin koca dünya! Zalimsin! insan olmayan insan evladı.

Bu Şehrin Çocukları ve İthaf

Bu şehrin mahzenleriİrin kokar, kan kokar.Şehrin mahzenlerinde,Cinayet var, ölüm var. Anne girmem bu oyuncak dükkanınaOrda toplar, tayyareler, tanklar var. Seviyorum soğut dalı atımıTekme atmaz, ısırmaz.Ben yaşamak istiyorum,Bir ağac gibi,Serile serpile, boylu boyumca.Karınca kararınca değil ama. Anne girmem bu oyuncak dükkanınaOrda toplar, tayyareler, tanklar var. Cahit Irgat – Bu Şehrin Çocukları ve İthaf

Çağlalar 2

Size daha önce çağlalar dan bahsetmiştim hatırlarsanız.O, bizi kendimizden geçiren çağlaların tuttuğu kayısı ağaçlarının, dört tane olduğundan hani. O dört ağaçtan geriye şimdi; dallarının bir çoğu kurumuş,gövdesinde meydana gelen çürüklerin kendisini iyice belli ettiği ve yorgunluğu her halinden anlaşılan; üç tanesi kalmış. Bir tanesine ne olduğunu söylemiş miydim? Hatırlamıyorum. O yüzden müsaadenizle tekrar anlatayım. Bizim…

Gurbette Ömrüm geçecek

Zamanın nasıl hızlı geçtiğini anlamak için tarih aralığı hesaplama sayfasına bir göz attım. Bir kaç tarih yazdım veo tarihten bugüne kadar ne kadar zaman geçtiğini hesapladım. Yıpranmakta pek haksız değilmiş bedenim. …dan itibaren 3 yıl 2 ay 3 gün Bilmem ne olalı  2 yıl 6 ay 15 gün Sonra bilmem ne olalı 1 yıl 7…

Kızım

“Ahsen!” Güzel Kızım! Bundan böyle Sen yaşadıkça , Ben yaşlandıkça Tüm şiirler, tüm şarkılar sana…

Nazım Hikmet Ran – Gecenin Saat Biri.

Masanın örtüsü mavi basma, üstünde yalansız, güler yüzlü, cesur kitaplarımız durur. Esirlikten dönmüşüm anacığım; kendi memleketimde düşman kalesinde. Gecenin saat biri; lambayı söndürmedik. Yanımda karım yatar; karım beş aylık gebeliğinde; etim etine değende, elimi karnına koyanda bebek kıpır kıpır kıpırdar. Dalda yaprak, suda balık, rahimde insan yavrusu; yavrum. Yavrumun pembe yünden zıbını; anası ördü. Bedeni…

Selma Ve Gölgesi (Peyami Safa)

Peyami Safa’yı daha çok Dokuzuncu Hariciye Koğuşu isimli kitabıyla biliriz. Hastane Önünde incir ağacı şarkısını herkesin bildiği bir ülkede, hastahane deki odasında bacağı kesilmek üzere olan bir çocuğun dramı tabi ki gözden kaçmayacak bir detay olarak görülebilir. Yada artık klasiklerden sayılan ve okunması uzun sürmeyen ince bir kitap olduğundan dolayı da bu bilinirliği izah edebiliriz.Pekala…

Kendimle Mücadelem

Soytarılık etmeden güldürebilmek seni Ekmek çalmadan doyurabilmek Ve haksızlık etmeden doğan güneşe Bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi Mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun…Şimdi iyi niyetlerimi Bir bir yargılayıp asıyorum Bu son olsun be… bu son olsun! Bu da benim sana Ayrılırken mazeretim olsun!  Yusuf Hayaloğlu’nun güzel bir şiirinin ilk dizeleri bunlar. Şimdi iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asmamak için kendimle o kadar mücadele…

Resimlerle ,Yaşar Kemal’in “Ağrı Dağı Efsanesi” kitabı

Kimi yazarlar kelimelerle, çorak ve hayat emaresi olmayan bir coğrafyaya can verir . Ağrı dağı efsanesinde, uçsuz bucaksız ovaya, çorak mı çorak dağların uzandığı bir coğrafyaya hayat vermiş Yaşar Kemal. Bu coğrafya da hikayeden çok bir şey yok. Bir de, uçsuz bucaksız ovalar, başı pare pare dumanlı, çıplak dağlar var. Tarihin en kanlı savaşları ile…