Bir Kervancı Geçer Gecemden
Bir kervancı geçer gecemin karanlığından Hüznümü yırtar bir sessiz harf Sırlanmamış peteğin içinden bir damlar Bazense yorgun bir seyyahın abasına sinmiş emek Kılıç yarası gibidir kimi günler Derin; acılı, ıslak…
Bir kervancı geçer gecemin karanlığından Hüznümü yırtar bir sessiz harf Sırlanmamış peteğin içinden bir damlar Bazense yorgun bir seyyahın abasına sinmiş emek Kılıç yarası gibidir kimi günler Derin; acılı, ıslak…
Dış kapı ve kapının kenarlarındaki camekanlara siyah, kocaman perdeler gerilmişti. Dışarıdan fotoğraf alanlar çoğalınca, yıllara bağlı olarak böyle bir çözüm düşünmüş buranın sahipleri. Kapıldıkları bu duygu selinde insanların birer hatıra…
Yürüyorsun sevgilim, sonbahar rüzgârında,Kalbim adınla ısınıyor, milyon kilometre ötede. Göz kırpıyorsun bana kıtalar ötesinden,Aşka kurban edilmiş tapınaktan sızıyorsun. Matemimi tutmama izin ver,Bir nefese kurban etme beni. Yıllar acıya hâlâ can…
Bu hikayeden ne anladıysanız odur işte hisseniz. Latif sözlerden, heyecan uyaran hallerden, güzel kokulardan, giyebildiniz güzel elbiselerden, kalabildiğiniz ferah feza evlerden, güzel bineklerden ve lezzetli tatlardan payınıza düşen neyse, kısmetinizde…
Bu sözü ilk kez birkaç yıl önce 58 yaşındaki amcamdan duydum. İnsanın kendinden özür dilemesi kendisine şefkat etmenin bir ayağı olabilir mi acaba diye düşünüyorum bugün hiç adetim olmamasına rağmen.…
Bilenler vardır, bu site yayına girdiğinden beri okuduğum kimi kitaplarla ilgili ufak tefek yazılar yazıyorum. Hâlâ da zaman bulursam, yazmaya değer bulduğum veya kendimi yazmak için konforlu hissettiğim kimi kitaplar…
Bugünlerde herkes anlaşılamamaktan şikâyet ediyor.Kimisi eşinden, kimisi iş arkadaşlarından, kimisi aile dostlarından ya da çevresindeki herhangi birinden… En yaygın olanı ise çocuklarından şikâyet edenler.“Nasıl oluyor da bu kadar açık ve…
Acısıyla tatlısıyla bir dönemi kapattı skype. 5 Mayıs 2025 tarihi itibarıyla kullanımdan kaldırıldı ve artık kullanılmıyor . Microsoft teamse taşındı tüm veriler. Eski kullanıcı adı ve şifrenizle Teams’e giriş yapabiliyorsunuz.…
Babasının mektuplarını okudukça içindeki boşlukla yüzleşen Hicran, bir gün Azîze’yle karşılaşır. Bu karşılaşma, sadece geçmişle değil, kendisiyle de yüzleşmenin başlangıcı olur.
Erguvan kokmuyor baharlar, çimen kokusu alabildiğine sıradan burada.Mutlulukla kapı kapı gezen çocuklar yok.Oysa senin orada ellerinden tutan çocuklar çok şanslı, sevgilim.Sen ise gözlerinden sevgi dilenmelere bu bayram olabildiğine cömertsin yine.Mütareke…
Soğuk, yanaklarını hafif ısırıklarla keserken Hicran adımlarını yavaşlatarak yürümeye başlamıştı. Şairin bıraktığı cümle hala aklına dolanıyor, yer yer soru işaretleri koyuyordu. “ Ben bir derviş değilim ya da bir müjdeleyici.…
“Yazma” demişti deli adam, aşık olduğu, bedeni engel olsa da yüreği panzer gibi olan naif kıza. “Sonra bekliyor insan…”diye devam etmişti. Söylenecek sözünün tükendiğini sandığı anda kız “Ben seni hiç…
Ben bu korkuyla nasıl yaşayacağım şimdi? Hayat bana bir şans daha verecek mi, seni son kez görebileyim diye? Bilmem, belki verir… belki de vermez. Ama varlığının bilinciyle yaşamak kadar güzel…
Korku dağlarını aşalı çok oldu Ürkütücü değil hiçbir karanlık Yokluğunu tasavvurdan başka Geçmiş olsun , sevgilim ,ülkem.
Eski telefonlarınızı atıyor musunuz? Atmıyorsanız onlara ne olduğunu hiç düşündünüz mü? Yenisi çıktıktan sonra birilerine verdiğimiz telefonlar müstesna diğerleri çekmecelerde kalıyor bir müddet ama daha sonra onlarda evi temizledikten sonra…