Kitabı Duyabilmek

Kitaplar bize sesleniyorlar. “Ne olursunuz, alın elinize ve okuyun!” diyorlar. Kimi zaman kütüphanelerden taşıyor bu sesler, kimi zaman sinemalardan. Bazen şarkı aralarından duyuyoruz seslerini.  Nota aralarından akıyorlar duyularımıza doğru. Farkında olmadan onlardan besleniyoruz.Zihin dünyamızın sonsuz ufuklarını keşfetmek için de, ruhun engin derinliklerine doğru menfezler açarak ilerlemek için de, onlara muhtacız.  Sanat, tarih, gelecek, sağlık, ruh vs….

Günümüze Mektup

Böyle bir mektup yazma ihtiyacını neden duymuş olasınız ki? Akla ilk gelen soru bu. Düşünmesi de tuhaf yazması da. 10 yıl sonraya ulaştığınız da bugün olmuş olan her şeyi biliyor olacaksınız. Arada bir takım pişmanlıklar olacak. Yahut mutlu, mesud, müreffeh zamanlar göreceksiniz. Bunların hepsini o zamana kadar yaşamış olacağınız için zaten biliyor olacaksınız Fakat bugünden…

Son Ada (Zülfü Livaneli)

Zülfü Livaneli’yi, Güneş topla benim için, Gözlerin, Bir şafaktan bir şafağa, Leylim Ley… gibi ünlü besteleri ile gönüllere girmiş, bir bestekar olarak biliriz. Siyasi ve ideolojik yönü de, tıpkı yazarlığı gibi, bu şarkıların gerisinde kalmıştır .Aslına bakarsanız onu bu şekilde anımsama konusunda insanlar pek haksız sayılmazlar. Çünkü Zülfü Livaneli, yaptığı müzikler ile birçok ulusal ve…

Yeni Yıl

Özlemleri değil ,kavuşmaları yazacağımız bir yıl olması temennisiyle.

Niagara Şelaleleri

Size bahsettiğim gibi,bugün öğleden sonra, Niagara Şelalerini gezip görme imkanı buldum. Gerçekten mükemmel bir manzarası var. Amerika ile Kanada arasında bulunan niagara nehri üzerindeki bu şelaleler, Kanada tarafından çok daha geniş bir açıyla izlenebiliyor. Amerika tarafında ise büyük olan şelaleyi görmek için bir balkon yapılmış. Ancak yine de tam olarak güzel bir şekilde görülebildiğini sanmıyorum….

Ontario ve Quebec

Bu aralar özlendigimi hissediyorum. Beni özlüyorsunuz değil mi ? Biliyorum biliyorum.Bazen ben bile kendimi özlüyorum. Onlarca uğraşın, hayat telaşesinin içinde debelendikten sonra, kendimi kaybediyorum. Bunu anladığımda ise ; “ulan kerata, çok özledim ben seni , kendine gel arada. Uğra bazen. Hiç uğramıyorsun, arayıp sormuyorsun. Kayıp kayıp geziniyorsun bilinmezliklerde. Kayıp düşersin sonra bir yerlerde …” diyorum….

Değirmen

“-Kitaplar yeni tanıdıklarına karşı çok ketum olurlar. Bir kere de onlarla laubali oldunuz mu size malik oldukları her şeyi verirler ve onlar bizim isteyebileceğimiz her şeye fazlasıyla maliktirler. Kitapları bir kadın gibi sevenler, yalnız bekâr odalarının azabını daha az duyarlar. – El-hak doğru diyorsun üstad. Lakin senin kitaplarını okuyunca benim azabım katlanıyor sanki…” şeklinde, hayalen…

Ardınızda ne bırakacaksınız?

Bir an kendi ellerinle, geçmişini depoladığın bir Hard Disk’in hafızasında ne var, ne yok hepsini tek tuşla sildiğini düşün . Yedeğinin de olmadığını farz et. Hiç bir şey kalmayınca ne hissederdin? İlkin onları geri getirmek için maliyet ne olursa olsun ödemeyi düşünürdün. Maliyeti fazla gelirse, kendi çabalarınla kurtarabildiğini kurtarır sonrası için ise üzülmeye devam ederdin….

Ba’de Harabi’l-Basra

Bazen geç kaldığınızda, elinizde olan şeyleri tamamen kaybedebiliyorsunuz. Bir ülkeyi ,bir şehri, bir kadını, bitkiyi, yada hayvanı…Neyi seviyorsanız sevin, onunla birlikte yeteri kadar zaman geçirmeyi, ona doya doya bakmayı ihmal ettiğinizde elinizden yitip gidince ciddi anlamda sarsılabiliyorsunuz. İç sesim, ihmal ettiklerimi yüzüme bir bir bağırıyor. Bu yüzden böyle bir yazı kaleme alma gereği duydum. Zamanın…

Unutma! Her İnsan Gibi Sende Potansiyel Bir Engellisin.

Neredeyse her gün, zamanımın bir kısımını, ülkemle ilgili haberleri takip etmeye harcıyorum. “Acaba bugün yine, hangi utançla dolu, ne gibi haberler varmış?” kaygısını taşıyarak tabi. Bu yazıyı okuduktan sonra muhtemelen sizde benzer kaygılar taşıdığınızı göreceksiniz. Geçenlerde yine sosyal medyada dolaşırken, utanç dolu bir video görüntüsüne denk geldim. Olay şu şeklide ; Yaşlı bir adam ,elektrikli…