
Eski telefonlarınızı atıyor musunuz? Atmıyorsanız onlara ne olduğunu hiç düşündünüz mü? Yenisi çıktıktan sonra birilerine verdiğimiz telefonlar müstesna diğerleri çekmecelerde kalıyor bir müddet ama daha sonra onlarda evi temizledikten sonra canına yeten bir anne, eş yada kızkardeş tarafından çöpü boyluyor herhalde. Öyle değil mi? Bence öyle . Yani şimdiye kadar farklı olanına rastlamadım. Sürekli telefon kaybedip sonra yeni model alanları saymıyorum elbette. Onlar bizim gözbebeklerimiz. Her zaman en iyisine layıklar.
Tarihini tam hatırlamıyorum ama 2012 yılıydı sanırım, daha Samsung Note 2 telefonlar görücüye yeni çıkmıştı. Bizim elimizde ise iphone 4S modeli vardı. Alsak mı almasak mı derken onu satıp 1200 TL gibi bir paraya Gold’dan Note 2 aldık samimi bir arkadaşımla. O günün şartlarına göre muhteşem birşeydi. Hele benim için . Çünkü ben o günlerde. Nokia’nın batmasına da bir nevi sebep olan o çok feci Symbian işletim sisteminden yeni çıkıp Appleın iOS işletim sistemine geçmiştim. Özellikle benim gibi sürekli kalem kâğıt taşımak zorunda olan birisi için inanılmaz bir rahatlıktı telefonun kalemli oluşu. Ayrıca Iphone telefonlara görede uzun süreler boyunca şarjı bitmiyordu bu telefonun vs. Bu telefonu çok sevmiştim kısacası.
Telefonu kullanırken yenisini almak hiç aklıma bile gelmedi. Uzunca bir süre kullandım sorunsuz bir şekilde.Aradan bir müddet geçtikten sonra birgün aniden ekranında mavi çizgiler belirdi ve peşindende ekran tamamen maviye döndü. Yeni ekran alacak yerde bulamadım, zamanda, parada. Çok sıkışmıştım çünkü. Bir cenderedeydim o tarihlerde. Bulduklarım abartılı fiyat çektiler. Bende güç bela başka bir telefon uydurdum, ancak bu telefonu yanımdan hiç ayırmadım nereye taşınsam da.
Eşyalarla da insanlar gibi bağ kurduğumdan herhalde kolay kolay bırakamıyorum. Kimi hatıralarla da öyleyimdir. Bunu ifade eden bir sözü Haluk Bilginer “Şahsiyet” dizisinde söylemişti. “Hayat hatıradır , unutursan ölürsün “. (İkinci sezonu da izledim bu arada. Güzel bir yapım. Özellikle değinmiş oldukları konular, ülkemizin geçmişinden can yakıcı unsurları barındırıyor. Unuttuk çoğunu üzerimize boca edilen onca suni gündem altında kalınca. Birde ikinci sezonda güzel bir replik vardı bir sahnede, onu buraya kayıt düşmeden geçmeyeyim istiyorum.
“Sen zannediyor musun ki bir tek alzheimer olan sensin? Herkes hasta, hepsi hasta. Yarın bugün bir milli maç olur, herkes her şeyi unutur. Bu millet neleri unuttu, seni mi unutmayacak, sen kimsin ki, alt tarafı bir katil, alt tarafı bir cinayet haberi.)
Konu değişti de ben telefonuma geri döneyim. O telefonu alalı aradan 13 yıl koca yıl geçivermiş . Geçenlerde nerden estiyse bir internet sitesinden ekran satın aldım. Bunun ekranı stokta var mı diye düşünmek bile komikti ama kısmet işte, meğer hala piyasada varmış. Birkaç gün önce sparişini verdiğim ekran geldi. Çok heyecanlıydım ve hiç beklemeden paketi açtım. Sonra da YouTube da ekran değişimi yapan birliyle eş zamanlı olarak telefonu söküp ekranı değişiverdim. Açılır mı açılmaz mı diye düşünürken dilediğim gibi oldu ve ekran açıldı. İnanılmaz bir andı. Son yazışmalarımı gördüm, iyi dilekleri, temennileri, hüzünlü veda mesajlarını…İnternete bağlamadım çünkü o tarihte kalsın istedim telefon. Yoksa yeniden bazı hesapları doğrulamak gerekecekti. Bu nedenle olduğu gibi bıraktım. Şimdi arada çıkarıp baktığım oluyor. Belki bir gün lazım olur diye tutuyorum elimde. Böyle işte.
Bir bebek selamını da seni aramak var ya hayat böyle gider mi diyor ya şair. Hep bir camın arkasına gidiyor bakışlar. Bir de sütreler arkasında demir parmaklıklar ardına, yada bilinmedik bir paravanın ardında ki duyulmayan soluklara gidiyor insan. Hepsi hatıralarda. Bu telefon o hatıraların hafızası. Yaşaması lazımdı ki yaşadı.
Sağlıcakla.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.