
Eski şarkılardan bir albüm hazırlayayım dedim Spotify’da. Nedense elim yine Onur Akın’a gitti. Seviyorum Seni, Gaybana Geceler, derken Yitik Sevda şarkısını ekleyesim geldi. İntrosunu çok severdim. Fark ettim ki hâlâ seviyorum. Sözleri de güzeldir. İçinde İstanbul geçer mesela. Tütün kokusu, dağ, göz pınarı, sevdanın mağlubu, kent akşamlarını anımsatır… Hüzün dolu geceleri getirir.
Sonra kapatasım geldi müziği nedense. Belki çok sesli dinlediğimden, belki başka nedenden.
Sonra Cengiz Özkan’a geçtim.
“Bir ay doğar ilk akşamdan geceden, neydem neydem geceden… Of off. Dağlar kışımış, yolcum üşümüş…
Uykusuz mu kaldın dünkü geceden…
Vay babanın derdine…
Uyan uyan yar, sinene sar beni…”
Hele bir de bağlamanın tellerine inceden inceden dokunup süslemesi yok mu… insanı ciğergâh ediyor.
Hadi burada fazla durmayalım, uzun bir hava girelim. Benim de arada çaldığım:
Sol, la, si – do, la, si, soool…
Musa Eroğlu – Yâre Söyleme
Yıllar evvel buralara geldiğimde, kış zamanları sürekli dinlerdim.
“Seher yeli bizim ele gidersen, nazlı yâre küstüğümü söyleme…”
Hâlâ öyledir. Kimseye benden kem söz söylemesin isterim türkülerin. Konduramam kimseye. Eskiler, “Kem söz sahibine aittir.” der. Kemlikler benim olsun, eller gül, gülzar…
Ağrılar baş tutar, âh u zardayım. Mansur gibi çekilmişim dardayım…
Gezer dolaşırım da bilmem neredeyim…
Deli deli gezdiğimi de ona söyleme… Yâre söyleme.
Deyip peşi sıra bir Hasret Gültekin yuvarlayalım. Zira pek umut vaat etmiyor bu uzun hava.
“Vakti seherde,
Açılır perde,
Düştüğün yerde,
Derman sendedir…”
Yaktılar Hasret’i bir kara dumanlı günde. Ne ozandı ama… Bugün yaşasa, belki de bağlama konusunda çağ atlamıştık. Şelpe tekniğini onun kadar iyi icra edene daha rastlamadım. Arif Sağ diyen elbet olur ama Hasret daha çok gençti icraya başladığında. Kötü kayıtlarda bile nasıl bir usul takip ettiğini görüp hayret eder bağlama ustaları.
“Çeke çeke ben bu dertten ölürüm…”
diye yine türkü sıralamasına kafadan daldı.
“Seversen Ali’yi değme yâreme…”
Severiz Âli’yi de, Ali’den geleni de. Ali’nin yoluna serim veririm.
“Seversen Ali’yi değme yâreme…”
Son bir tane daha Hasret Gültekin gireyim. Dilek olsun bu da. Söz, bu son.
Hadi modern zamanlara gelelim.
Geçenlerde Grup Yorum solistinin, Tarkan’ın emperyalizme karşı bir duruşu olduğunu söylediğine kulaklarım şahit oldu. Dedim ki: “Yıllardır adama haksızlık etmişim.”
Darmaduman oldum.
Hadi Tarkan, sen bize Darmaduman’ı söyle:
“Buradayız bedenen ama
Kalben gitmiş gibiyiz
Her şeyi anlatıyor
İç çekişlerimiz
Sevgilim yoksa
Sözün bittiği yerde miyiz?”
Ahey, ahey, aheyy… diyesi geliyor insanın.
Ama Tarkan’ım, kalıcı değilim ben. Bakıp çıkmam lazım.
Yaprak gibi savrulan anılarımıza mı bakıp çıksam, yoksa gözlerimizden damla damla akan elvedamıza mı baksam bilemedim.
Bana biraz sakinlik lazım sonra.
Sezen Aksu sakinliği…
Tükeneceğiz mi desem, yoksa Firuze’yi mi çağırsam?
Tükenmeden Firuze bacım gelmez muhtemelen.
Hadi oradan uzayalım ufaktan ufaktan. Bahar geldi geçti. Kıskanıyor rengini baharda yeşiller bu kentte, Firuze abla.
Abla diyorum, zira senin adına şarkı yazılıp sevda ırmaklarında sen coşarken biz daha çocuktuk. Belki de yoktuk. Geldik, seni bulduk kucağımızda — Demirel’in tabiriyle.
Sevda büyüsü gibiydi be…
Nasıl aktı zaman. Resimlere bakıyorum da boyum kısalmış. Resmen çekmişim makinada. Sıcak suda atılmış gibi… Yoksa soğuk muydu? Önemli değil. Makinanın üzerinde yazıyor nasılsa. Lazım olursa bakarım…
Sonra Mabel Matiz diyorum,
“Öyle kolaysa sen gel kral, al başımdan bu sevdayı.”
Aaaa bak, Gülden Karaböcek geldi hemen peşi sıra:
“Gözüm seni görmese de…” diyor.
Göz görmese, gönül katlanır be abla. Bu lezzet yeni şarkılarda yok:
Hasretinle sürünsem de
Bin parçaya bölünsem de
Canım gitse, gömülsem de
O benimdir diyeceğim.Bende kara yazı olsan,
Damarımda acı duysan,
Beni böyle yalnız koysan
Yine seni seveceğim.
Bu sözleri yazmak için hafif tırlak olmak lazım.
Ben yıllardır yazdığımı sanıyorum ama böyle yazamadım daha.
Belki yazmışımdır. Belki de sevgime kâfi gelmediğindendir yazdıklarımı beğenmeyişim.
“Dünya bile artık gözümde değil.” diye devam ediyor.
Bu nasıl şarkı.
Kapat müdür kapat kapat…..
Arabesk bir havaya girersem ben, kolay toparlayamam.
İçimdeki Duman diyeyim İlyas Yalçıntaş’tan.
“İncirler olana kadar kalsaydı bari .” diye şarkısı vardı hani , sonra o zalım “Gece birisi bir duman” diye mahvetmişti şarkısını hani… Kandıralı Ferdi.
Ben bile bazen unutuyorum şarkıyı. Bırak beni İlyas’ta geçen sahnede karıştırmış. Ülkece içimizden geçti yalan yanlış sözlerle.
Lan hakkaten güzelim şarkının üstünden usturayla geçti herif. Tek çizik atması yetti şarkıya psikopat gibi.
O yüzden İçimdeki Duman’a sardım bende.
Tükendim çok
Yaraları açan
Dağılmıyor
İçimdeki birisi bir duman…
Ulan yok ya! Böyle değildi bu şarkı neyse geri dönemem artık. Yazdım gitti.
Editlemesi okuyucunun zihnine kalsın. Yalnışı bile güzel şarkının laf aramızda.
Ya ben şarkı dinlemeyeyim bence.
Kafa gidip geliyor bende.
Uçmuyorum ya… sadece kafa sallıyorum konserdeymiş gibi.
O zamanda boynum ağrıyor.
Gerçi boyun egzersizlerimi yapmaya çalışıyorum ama kaptırınca gidiyor ayar.
Bu yazı bir SEO yazısı gibi oldu:
“Search Engine Optimization (SEO) is the practice of improving a website’s visibility in search engine results pages…”
diyorlar tanımına.
Ama niyetim o değil.
Niyetim kafamın şeklini kelimelerle çizmek.
Bunun resimlerle ve fotoğraflarla olanını yaparım da karikatüristlerle davalık olmak istemiyorum.
Dava açıyor keratalar.
Bu yazı müzikli ADHD kafası müzikti ama söz bir gün bunu capslerle yapayım. Eski günlerdeki gibi. ADHD (Attention-deficit/hyperactivity disorder caps kafası başlığıyla yapayım size. Bak nasıl geliyor peşi sıra zıp zıp konular. Caps arşivime ufak biz göz atmam yeter. Ama sansürsüz ve kafadan dalarım söylim. Sonra 31 00 TMmmm nin kendisiyim konusuna dalınca aramız bozulmasın.
Kapattım müziği.
Sağlıcakla.
(Bu müzik yavaşladığıma işaret olsun)
Müzik : Ceren Deniz – Kirvem (cover)
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.