
Hayatta bazı anlar vardır, unutmak istemezsiniz.
Unutmak istemediğiniz gibi, sürekli o ana gidip gidip yeniden yaşamak istersiniz.
Bir döngüye girmek istersiniz.
Yani siz değil de ben istiyorum.
O döngü, her ne kadar zor zamanları da içerse, orada kalmak bazen enfes kokular, sesler ve duyularla duygular içerir.
Tabii insan her zaman aynı bilinçle ve hafızayla hatırlayamıyor; bazıları insan zihninin nankörlüğüne kurban gidiyor.
Benim de öyle.
Bir zamanlar binlerce sayfa arasından cümleleri ve kelimeleri ne zaman, nasıl ve niçin kullandığımı hatırlayabilecek kadar keskin bir hafızam varken, şimdi aralara serpiştirilmiş, aşırı derecede dopamin kokan anları anımsayabiliyorum.
Onlara da, uçurum kenarında kalmış bir insanın son tutunduğu dala tutunur gibi, can havliyle tutunuyorum.
Bir de o kadar çok yere kaydetmişim ki, her baktığım yerde karşıma çıkıyorlar.
Kendimi feda ettiğim dijital terörün mahsulü dokümanlar işte.
Ayırdıklarımdan birisi bu satırlar.
Aradan dokuz yıl geçmiş neredeyse.
Bunu ayırmışım mesela kenara.
Üzerine yazmak için değil herhalde; sadece arada anıp tebessüm etmek için veyahut o anları hatırlayıp kendimi sevmem için belki de.
Yok yok, kendimi sevdiğimi söylemeye henüz üzerimde bir hak göremiyorum hala.
Neyse.
[22.3.2016 05:02:14]
Bu aralar elimde telefon, sana mesaj yazdığımı gören bir arkadaşın yaptığı güzel espri:– Sen ergenliği nerede yaptın aga? 🙂
– ?
– Ergenler gibi elinden telefon düşmüyor da 🙂
…
Askerliğini yapanlar bilirler, iyi bir göndermedir bu.
“Nerelisin?” den sonra muhabbet ilerleyince askerliği nerede yaptığına gelir mesele.
İşte tam orası, samimiyetin patladığı yerdir.
O arkadaş da orada patlattı espriyi.
Bense bugün burada anıyorum o güzel dostluğu ve telefonu elimden düşürmüş olsam da, bugün kalbimde ve rüyalarımda daima misafir ettiğim seni.
Müzik : Yürüyorum Dikenlerin Üstünde – Düet – Psychedelic Anatolian Rock Cover | Sounds of Anatolian
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.