Daha evvel Yaşar Kemal’in “Bir Ada Hikayesi” Serisinin ilk iki kitabıyla alakalı yazılar kaleme almıştım. Serinin diğer kitapları hakkında yazmak kısmet olmadı. Yalnız bu seriden “Fırat Suyu Kan akıyor baksana” adlı kitapta şöyle diyor yazar “Aaah, savaş, seni icat eden görmesin cennet. Aaaah, savaş. Şu yeryüzünde canlı koymadı kırdı geçirdi. Gökteki kuşu, yerdeki börtü böceği, sudaki balığı…” Bu serzeniş mi bu nida mı yada ağıt mı diyeceğiniz cümlelerin benzerini Dido Sitoruyu bu kitabın son cümlelerinde söylüyor.  “Benden Selam Söyle Anadolu’ya! Toprağını kanla suladık diye bize garezlenmesin… Ve kardeşi kardeşe kırdıran cellâtların Tanrı bin belasını versin.”

Kitap Anadolu Rumlarının serencamesinin Osmanlının yıkımından itibaren kurtuluş savaşına kadar olan kısmını anlatıyor. Bir asker ya da kumandan gözüyle değil, halktan, Rum halklarından birisinin gözüyle anlatılan hikâye oldukça dokunaklı ve çarpıcı anekdotlar içeriyor.

Savaşın sebepleri, arka planda olanları değil de, bir savaş olduğunda halkın neler yaşadığı konusunda empati yapmayı sağlayan değerli bir eser.

Türkiye de Abdi İpekçi ödülünü alıncaya kadar yargı konusu olmuş eserin orijinal isminin kanlı topraklar olduğunu söylüyor açık kaynaklar. Sonraki yıllar da ise en çok okunan eserler arasında uzun yıllar yerini korumuş.

Milliyetçilik, dincilik ve mezhepçiliğin körüklendiği, sonra da ortaya çıkan yangından mal kaçıranların her zaman güç sahipleri olduğu gerçeğini, yazar bize Anadolu halklarının acısıyla harmanlayarak anlatmış.

Bunu yakın tarihte fetih hayaliyle girilen ve milyonlarca insanın hayatına mal olan, şimdi ise sadece altında o milyonların kanının olduğu enkaz üzerinde aymaz bir şekilde şov yapılan bir Suriye ile gördük. Kim ne kazandı kim ne kaybetti? Bu saatten sonra Babilin asma bahçelerini inşaa etseniz bile yitip giden tek bir canı bile geri getiremeyeceksiniz. Öte yandan hala binlercesi kayıp olan ezidi kızların nerde olduğu bilinmezken, kalkıp hangi coşkudan bahsedebilir ki insan? Başkasının acısı bir diğerine masal gibi görünür. 

Bu benim kendi perspektifimle gördüğüm savaşın acı hikâyesi. Bir zamanlar bir arkadaşım olmuştu. Ben bu sayfada aşk, sevgi, vefa hikâyeleri yazdığım zamanlar o eşi ve dört çocuğunu bu savaşta kaybettiğini söylemişti bana. O gün her şeye rağmen insan kalabilmenin ne kadar zor olduğunu anladım. Onu anmama vesile olan bugün okuduğum ve okunmasını tavsiye ettiğim bu kitapla, gerçeğin kendisiyle yüzleşip empati yapacaksınız aynı zamanda. İnsan olduğunu unutmayan temiz insanlarla, manipüle olup değerlerini yere çalanların öyküsüne şahitlik edeceksiniz.  

Eser hakkında ne yazsam diye düşünürken, teferruat vermenin potansiyel okuyucuların tadını kaçıracağı düşüncesiyle baş başa kaldım. Bu sebeple daha fazla yazıyı uzatmak istemiyorum. Okuyacaksınız bu kitabı eğer Yaşar Kemal’in “Bir Ada Hikayesi” Serisi ile beraber götürün. Gerçi uzun bir serüven olacaktır ama olsun. Tadı dudaklarınızda kalır okursanız.

Sağlıcakla.

Film önerisi: Kertenkele (Lizard) 2004 İran sineması

Müzik: Evan Band – Alijenab

Oynat


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com