Kanada Restoranlarından Kültürel Manzaralar.

Yeni bir yere taşındıysanız, ilk ziyaret edeceğiniz yer herhalde lokanta olur. Taşınma telaşesi içerisinde yemek yapma imkanı bulamazsınız. “Hadi şuradan hazır birşeyler alalım”, diyerek ilkin bir kebapçı arasınız. Olmadı, Mc Donalds, Burger King vs. gibi küresel çapta, ortak popüler kültüre ait tatlara yönelirsiniz. Gidip bir Japon restoranı bulup suşi yemezsiniz herhalde. Yoksa yer misiniz? Tercih size kalmış ama, istediğiniz şeyleri her zaman bulabilecek kadar,çok uluslu, renkli bir kültürü olan coğrafya değil bizim ülkemiz.

Bende sizin gibi çok renkli sanıyordum ama Kanada’yı gördükten sonra bunun sığ bir düşünce olduğunu anladım. Çok uzun sürmedi zaten bunu anlamak. Herhangi bir yerde, her hangi bir ülkeye ait işyerleri, restoranları yada ürünleri kolaylıkla bulabildiğimde anladım.

Şu sıralar kendimce hobi edindiğim bir konu oldu. Gittiğim yerlerde restoranların dekorasyonlarında kültürlerine ait parçaların fotoğraflarını çekmeye başladım. Sonra da bunun üzerine birşeyler yazıp sizinle paylaşmak istedim. Zaman zaman fırsat buldukça devam ettirmeyi düşünüyorum

Bizim ülkemizde lokantalarda, eğer lüksün dışında bir dekorasyon yapılacak olursa, genelde dekor olarak şark köşesi yapılır. Şarka ait dekoratif malzemeler kullanmak suretiyle, farklı kareografiler oluşturmaya çalışılır. Eski tabak çanaklar, vazolar, ibrikler, tablolar vs kullanılır genelde. Onun dışında farklı bir medeniyete ait izler göreceğiniz pek yer bulamayabilirsiniz. Ama Kanada da öyle bir durum yok. Her kültürden, her renkten insan bulmanız ve onlara ait renklerle desenleri bulmanız mümkün. Kendi kültürünüze ait bir özelliği toplumla paylaştığınızda ise bunu gayet memnuniyetle karşılıyor, size, topluma yapmış olduğunuz bu katkıdan dolayı teşekkür ediyorlar.

Her dinden, her mezhepten, kısaca her inanç gurubundan insanların bir arada yaşayabildiği bir ülke düşünün.Sorunları yok mu ? İllaki var ancak bu sorunlar genelde daha fazla refahla ilgili. İnanç yada düşünce hürriyetiyle alakalı herhangi bir mesele bahis mevzu bile değil.Yani Farklı kültürlerden insanların bir arada kavga etmeden, herhangi bir ayrımcılığa maruz kalmadan, insanca yaşayabildiği bir ülke.Bu gerçekten olabiliyormuş, bir ütopya değilmiş. Sosyolojik açıdan değerlendirmesini yapmak için biraz daha yaşamam gerek burada. Şimdilik sadece lokantalarına yansıyan inanç ve kültüre ait renkliliklerin bizzat çektiğim resimlerini paylaşmak istiyorum.

Şu fotoğrafı, Hindistanlılara ait bir vegeterian lokantasında çektim. Bir çok yerde bu heykellerden görürsünüz diyecektim ama vazgeçtim. Çünkü Hintlilere ait lokantaların tamamında Buda heykellerini görebiliyorsunuz. Ben istisnasız hepsinde gördüğümü söyleyebilirim.Kimisinde bu kadar büyük olmasa  da, biblo şeklinde olanları muhakkak vardır.

Hintliler yemeklerinde baharatı çok kullanırlar.Bu yüzden lokantalarında genelde ağır bir koku vardır. Oldukça ağır kokusu olan bu lokantaların aksine, burada öyle bir rahatsızlık hissetmediğimi söyleyebilirim .Nedenini merak ettim açıkçası ama sormadım. Birde neden vegeterian lokanta? diye düşününce, buranın “Sih” inancına mensup insanlara ait olabileceği aklıma geldi. Onuda sormadım ama büyük ihtimal öyledir. Çünkü sih’ler et yemiyorlar, vejeteryanlar yani.

Vancouverdeyken evini kiralamak istediğimiz “Sam” isimli birisi vardı. Evini kiraya vermek için tek bir şart koşmuştu . Evde kesinlikle et pişirilmeyecekti. Kendisi üst katta oturduğu için kokusunu bile duymak istemiyordu herhalde. Yada inancına aykırı diye de istemiyor olabilir. Çünkü ev tek bina olunca alt kat müştemilattan  sayılıyor herhalde. Bilmiyorum.

Alltaki resimlerde farklı restoranlardan “Buda” görüntüleri. Onlarla alakalı pek verilecek göze çarpan yada benim dikkatimi çeken bir detay yoktu. Genelde yapıtlar aynı şekilde. sadece ikinci resimde duvara resmedilen Buda heykelinin üzerinden sular akıyor.Minik bir şelale şeklinde yapılmış. Onun haricinde bir farklılık yok gibi.

20180505_1716431595158583.jpg

20180419_2218461999583500.jpg

 

20180505_1718051953491151.jpg

Alttaki resimleri ise Meksikalılara ait bir restoranda çektim. Birinde mutfak kültürlerinden ve sanat dünyalarından birer parça var. Bir diğerinde ise biraz muzırlık var. İçki içmeye farklı bir boyut kazandırmışlar. Geleneksel kıyafetlerinin üzerine Meksika’nın geleneksel şapkası olan Sombrero adlı şapkayı da takan tilki biblosunun eline, içki şişesini tutuşturarak tezgahın üzerine koymuşlar. Mesaj açık. Yatarken, kalkarken,uzanırken ve hatta ayaklarını havaya dikerken bile içebilirsin diyorlar herhalde.

Bunu resmi ise Tayvanlılara ait bir restoranda çektim. 12 hayvanlı takvim.Takvimde her hayvan bazı yılları temsil ediyor. Mesela takvime göre bu sene Köpek yılındayız. Aynı şekilde köpek yılına denk gelen başka tarihlerde var. Hissiyatıma göre köpek iyiye işaret değil gibi. Pek matah bir yıl sayılmayacağını az buçuk tahmin ediyorum. Hayvanın türünden belli. Neyse işin şakası bu. Menşe-ini olarak Orta Asya olarak bildiğim bu takvimi Tayvan’lılar da kullanmışlar demek ki zamanında. Tayvan dediğiniz yer zaten Çin’in dibinde. Eee Çin’de ,Asya kıtasında olduğuna göre normal de sayılabilir.

Bu resimde Tokyo ismi ile başlayan bir Japon restoranından.Burası bir lokanta zinciri olduğu için, içeride dekorasyon standart. Ancak bu arkadaşlar, bir taraftan aldıkları franchising şartlarına aykırılık olmasın, diğer taraftan ise kültüre ait öğeler olsun diye kapı girişinde böyle bir konsept hazırlamışlar. Çok hoş duruyor bana göre. Japon restoranlarında şimdiye kadar pek kültüre ait bir  şey bulamadım, daha çok franchising olarak işletilen restoranlarla işi yürütüyorlar. Farklı bir konsept görürsem yeniden paylaşmaya çalışırım.

20180422_1251391792493747.jpg

Dediğim gibi. Dünyanın tüm kültürlerinden birer parça var bu ülkede. Fırsat buldukça paylaşmaya çalışacağım ancak şimdilik bu kadar. Devamını istiyorsanız yada herhangi bir öneriniz varsa yorum yapabilirsiniz.

Mutlu Haftalar.

 

Reklamlar