Uzak.

 

 

 

img-20180606-wa00181477873302.jpg

Müzik: Özlem Özdil- Uzakların Türküsü

 

Senin olduğun yeri görebileyim diye,elimin altındaki yerküreyi en az yarım tur döndürmem gerekiyor.Biliyor musun? bu kadar uzak olmak gerçekten berbat bir his. Hani şu birbirinin kıymetini bilmeyen çiftlerin söylediği “zaman geçtikçe birbirimizden uzaklaşıyoruz” sözünün içerdiği anlamdan bile daha ırak. Ulan ne kadar uzaklaşabilirsiniz ki, en fazla sen yatak odasına öbürü de salona kanepeye gider. Nedir yani ? Bilemedin en çok baba evinde gecelersiniz. Sonra yine “el el üstünde kimin eli” oynayacak raddeye gelmeniz en çok birkaç saati alır. Keşke uzaklığın manasını bu kadar daraltmasanız.  Yada uzaklık sözcüğünün mesafe ifade eden anlamını, mecaza kurban etmeseniz diyorum. Çünkü uzak kelimesi sadece mesafeyle kalmaz, o mesafenin içine gizlenmiş, sonra da hasır altı edilmiş bir matem de içerir.

Uzak nedir? Uzaklık nasıl hissedilir? Bir düşün hele! Sonradan edinilmiş dalga dalga yayılan bir yalnızlıktır. Uzak, öyle bir yalnızlıktır ki kendi kendinle kavga etmektir paragraflarda, satır aralarında.  Bedel ödeyen zengininin yerine, askerden dönmemiş evlattır. Bir parça kuru ekmeğin derdinde, yerin yüzlerce altında gözlerinin beyazlığıyla umutlarının aydınlığı hariç, karalara gömülmüş bir madencidir. Hayatını namus belasına yakmış, sonra da yolu kesilmiş, pusuya düşürülmüş kaçaktır. Kaçak bir şair, sürgün bir yazardır. Uzak, cenazesi bir torbaya konulmuş, yürekleri yırtan küçük Muharrem’dir. Uzak yabancı toprağa atılan ve sürgün vermeyen tohumdur. Uzak dönmeyeceğini bilmektir. Uzak, öldüğü yerde mi yoksa toprağına mı gömüleceğini bilmemenin elem dolu endişesidir.

Uzak dediğin bir ülkeden bir iç ülkeye değil, bir uç ülkeye göç etmektir. Kavgalara karışmayanın adının ,büyük kavgalar edilen arenaya isim olarak verilmesidir. Uzaklaşmak tükenmektir. Adım adım, ağır ağır. Kurşuni şafaklarda ayaz altında kalmaktır.

Reklamlar