Bir Özgürlük Efsanesi; “Filler Sultanı İle Kırmızı Sakallı Topal Karınca”

Umut; “Yeryüzünün bütün karıncaları birleşiniz.”

Umutsuzluk ; “Biz çalışıp yoksul olacağız, onlar yan gelip yatacak, zengin olacaklar.

Kimi kitapları okuduğunuz yer ile yaşadığınız veya gezdiğiniz yerin muhtevası örtüşünce, işte o zaman inanılmaz bir keyif veriyor onlara dair yazı yazmaya çalışmak. Bu yazı da onlardan biri. Yaklaşık bir haftadır Avrupadayım . Bu zamanın büyük kısmını Almanya da geçirdim.Gerçekten harika bir yer. Kanadaya ulaştığımda burayla alakalı da ,gezi notları içerikli bir yazı yazmak isterim doğrusu.

İkinci dünya savaşından yenilerek çıkan Almanya’nın, kıtlık kıran yıllarından sonra yeniden kalkınma hamleleri,Alman ulusunun ayağa kaldırılması adına hamleler, aradaki düşünsel engellerin kaldırılarak yeniden bir medeniyet inşa edilmesi tıpkı, karıncaların yaşamına benziyor. Amacım yeniden Almanya tarihini anlatmak değil. Ancak ilmek ilmek örülen bir başarı öyküsüdür bu medeniyetin yaptığı.Medeniyet diyorum çünkü ülke olmakla, medeniyet olmak arasında ki fark o kadar bariz ki, anlatmaya kelimeler yetmez. Almanların,Hitler’den kalma ırkçı düşüncelerden acı bir tecrübeyle sıyrıldıktan sonra, şu zamanların en ışıltılı ülkesine haline gelmeleri, insanda hayranlık uyandırıyor.


Gelelim kitabın konusuna. Yaşar Kemal, bu defa kalemini fillerin ve karıncaların dilinden konuşturmuş. Karıncaların kendilerinden milyonlar kat daha büyük olan filleri doyurması ,onlara hizmet etmesi, hatta fillerin ölümsüz olması için hayat suyu aramasına varana dek, tam bir esaret öyküsü.

George Orwell’in Hayvanlar Çiftliği’ni okuyup beğendiyseniz, bu kitabı da beğeneceğinize emin olabilirsiniz. Bir mücadelenin, yenilmenin, hastalık ve açlıktan kırılmanın ,umutsuzluğun,nihayetinde ise derlenip toparlanmanın türlü çeşidine tanık olacağınız bir hikaye.

Karıncaları esaret altına alma, karınca özgürlüğüne düşen bu ağır balyoz, direniş adına neden acaba uzun süre bir karşılık görmemiş diye bakıyorsunuz ve şununla karşılaşıyorsunuz. Karıncaların kendi aralarından seçilmiş olanların ihaneti,karıncalara öğretilen sloganlar, yancılar, yalakalar, ihanetçi ikiyüzlü hüdhüdler vs . Her birisi, küçük bir menfaat uğruna karıncaları satmış. Karıncaların içinden çıkan kırmızı sakallılar hariç, dost olarak sadece özgürlüğün temsilicisi, topal demirci ustanın bindiği ak güvercini var. Hayvanlar aleminin her bir üyesi ayrı bir kesimi sembolize ediyor. Her hareketin ayrı bir anlamı var.

El ele verip özgür ülkeler inşa eden karıncaların esaret altına girdikten sonra bunun farkında olmamalarına baktığınızda, onların insanlara ne kadar benzediğini görüyorsunuz. Şu ifade muazzam mesela ” Sultanımızın sarayı görkemli de görkemli… “ Sen o karınca halinle çalış çabala koca file, koca koca saray yap dağların tepesine, bunu yaparken de kışın yiyecek ekmeğin olmasın, sonra da sultanın sarayıyla övün. Aynıyla insan!

Hele karıncaların kendilerini fil sanmaları yok mu? Böylesi büyük bir yalana inanmaları. Aman Allah’ım! Bir kavmin başına gelecek olan en büyük felaket. Ne topluluklar, ne kavimler ve ne milletler bu saçmalıkla yok olup gitmişlerdir kim bilir?

Asıl can alıcı noktayı Filler sultanı söylüyor. Seslerini bile duyamadığı karıncalardan öyle bir korkuyor ki, “Düşmanımız karıncaysa da hor bakmayacağız.” diyor. Karıncaları daima kendi buyruğu altında tutmak için ise sürekli bir yol arama çabası var. Bu yüzden;

“Hiçbir karıncaya göz açtırmayacak, bir tek sözcük düşündürmeyecek onlara yeni oyuncaklar bulmalıyız Karıncalar eğer düşünecek olurlarsa erinde gecinde bu özgürlük düzeninden kurtulmanın bir yolunu bulurlar. Düşünce için bu dünyada her şey sonsuzdur. Karınca da olsa düşünce bir gün bir yolunu bulup fili yener.” diyor. Karıncalara dedikleri gibi meşgale de buluyorlar. Onları fil olduklarına inandırma okulları bile açıyorlar.

“İnsanlardan televizyonu, radyoyu, gazeteyi, romanı, sinemayı bunun için almadık mı? Onları, karınca oldukları eski günleri akıllarına hiç gelmesin diye, onları toptan ağır işlere koşmadık mı? ” Karıncalar işte böyle böyle esareti kanıksatıyorlar. Bir gün geliyor ve karıncaların içlerinde bir türkü çalmaya başlıyor. Özgürlük türküsü!. O gün ikiyüzlü menfaatperest sarıca karıncaların, kırmızı takma sakallarını çekip gerçek yüzlerini ortaya koyuyorlar ve fillerin de canına okuyorlar.

Sonuç itibariyle, kimi kolonilerin ahmaklığının yanında pişman olup hain ilan ettikleri demirci ustaya nedamet getirip sığınmaları özgürlük adına güzel bir dönüş olmuş. Hele başta yapmaları gerekeni, milyonlar telef olduktan sonra yapmaları işin tabiatını gösteriyor. Bir kere bozgunun tadını almalısın, sonrasın da ayağını daha sağlam basarsın. Anlayacağınız yenilmeden,ne yenmenin yolunu bulabilirsiniz, ne de tadını alabilirsiniz.

Sağlıcakla Kalın.

Frankfurt,Almanya