
Sürgün bizim coğrafyamızda şairlerin ve yazarların bahtına düşen ortak gerçekliktir. Sanatçı hassasiyetiyle daima karşı duruş sergileyenlerin tümü sistemin dışına bu şekilde daha kolay itilmiş olurlar. Her ne kadar sesleri uzaktan duyulsa da mevcut iktidarları rahatsız edebilecek tonda değildir. Çünkü onlar artık ötekidirler ve öteki olanların yine bizim coğrafyamızda pek bir makbuliyeti yoktur. “Matah bişey değillerki sistem onları dışarı atıyor .” şeklinde bir genel kabul vardır. Bu aymazlık bir nesil devam etse de, ikinci bir nesil sürgünlerin hakkını bir nebze de olsa teslim etmekten yana tavır alıyor. Hoş meşhur bir darbı mesel de dendiği gibi ” Bade harabül basra ( iş işten geçtikten sonra)” bir anlamı olmasa da, kadir kıymet bilen birilerinin umutlarını tazelemeleri açısından iyi oluyor.
Yılmaz Odabaşı, iyi bir şair ve yazar. Onun da şu sıra bahtına düşen sürgünlük. Mehmet Uzun gibi anadilinde yazmak yerine Yaşar Kemal gibi Türkçe yazmayı seçenlerden. Türkçeye çok büyük hizmeti olan iki Kürt yazar. Politik duruşları itibariyle hak ve adalet kavramlarını önceleyen her iki yazarda, sürekli takibata uğramaktan ve sistem eliyle cezalandırılmaktan bir türlü kurtulamıyorlar.
Bu yazı politik bir yazı değil elbette ancak kısır bir döngü içerisinde, değerli insanların harcanmasına da edebiyat severlerin bir ses çıkarması gerek. Nereye kadar ve ne zamana kadar düşünen insanlar cezalandırılacak? Galileo dan bu yana değişen ne var bizim açımızdan? Bunu da sorgulamak lazım. Açılan uçurumlar gün geçtikçe daha derinleşiyor. İnsanlar daha bir nefret ediyor birbirinden. Kontrolsüz güç ve göçün yaratacağı tahribat kimse tarafından görülmüyor. “Quo vadis.” veya “Fe eyne tezhebun” yahut ” Nereye bu gidiş” diye sokağa çıkıp bağırası geliyor insanın.
Ve tüm bu keşmekeşin arasında şiire sığınıyor insan. Bir kelimenin hatırına bir ömür taşınacak bir kitaba. Benim hiçbir yere yazamadığım adının geçtiği şiir varya ,onun hatırına. Bu yüzden gizledim bu satırları araya. Politik iticiliğin arasında görünmez belki bu satırlar.
Şimdiler de Yılmaz Odabaşı yine bir sürgünden yazıyor yazacaklarını. Bir hücreden yazmasından iyidir en azından. Ben ise bu sürgünlüklerin kendi payıma düşen kısmından yazıyorum ona dair hissettiğim birkaç kelamı. Sürgün dayanışması bu. Sürgün hissetmesi. “Şair Evlenmesi” başlığına benzer yani.
Müzik: Yakarım Geceleri
Söz: Yılmaz ODABAŞI
Beste : Ahmet KAYA
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.