İlk geçirdiğim kaza benim çocukluğuma tekabül eder.4-5 yaşlarıma. Üç gün komada kaldıktan sonra ölmediğime şükür mü etsem şu yorucu hayatı lezzetleri ile birlikte yaşama şansı verildiği için , yoksa er yada geç yaşanacak olan ölümüm ertelendiği için üzülsem mi bilmiyorum.İki arasındaki temel farkları karşılaştırınca masumiyet ve bir de şu hayatta sevdiğim birkaç kişiyi karşılaştırmaktan başka bişey yapmama gerek yok. İyi ki tanıdım, iyi ki sevdim diyorum. Bunu demiş olmasam çokta bir anlamı yok hayatın. Hele ki şu denk geldiğim zalim asırda gördüklerimi görmemeyi daha çok isterdim.

Eskiden çok hızlı araba kullanırdım . Trafik ışıklarında durmak bile sinirimi bozduğu için ışık olmayan ara yollarımtercih ederdim . Zaman zaman o kadar sürat yapardım ki inanamazsınız. Bir ara arabamı pert edecek bir kaza yapmıştım. Arabam tamirdeydi ve babamın eski bir arabası vardı Lada marka onu kullanıyordum . İşe gidip gelirken çok sürat yapmıştım o gün. Ve akşam bu eskiyi de tamirciye bir göstereyim diye getirdim . Tamirci arabayı lifte kaldırınca dedi ki , “Allah korumuş seni” . Bu arabanın tekeri kopmak üzere . Bende dedim ki “Yapma ya , 150 km sürat yaptım bugün bu hurdayla” .Bana soranlara da hep derdim ki, “ Ben ölürsem trafik kazasından ölürüm herhalde .” Çünkü saçma sapan bir şekilde oluyor gerçekleşen kazalar.

Kanada’ya taşınınca bu fikrim kısmen değişmişti ki, buradaki kazalarım olmasaydı. Dur şimdi sayayım kazalarımı. Üç defa arkadan çarpılma, bir defa otobanda spin attıktan sonra arkadan çarpılma, bir defa sağ önden ve dünde sol taraftan tam ortadan çarpıldım. En şiddetlisi geçtiğimiz cuma akşamıydı. . Çünkü araba şoför mahallinde oturduğum için direk benim kapıma vurdu.. Aramızda ince sacdan bir kapı vardı sadece.

İyi miyim? Bilmiyorum. Henüz hasar tespiti yapmadım.

Kaza anlarında genelde metanetli olurum ben. Fakat bu defa hiç anlamadığım, görmediğim ve beklemediğim bir şekilde olunca çok kötü oldum. Son gördüğüm üzerime doğru hızla gelen ve ışıklarını gördükten sonra kulağımın dibinde şiddetli bir patlamayla birlikte sarsıntıydı. Arabanın hava yastıkları patladı. Patlayan hava yastıklarının içinden sızan kötü bir gaz kokusu sardı etrafımı. Diğer kapıdan indiğimde şok halindeydim. Hayatımda ilk defa şoka girdiğim.

Sağ kapıdan indim. Bir kazadan sonra ilk kez titriyordum. Kendimi toplamaya çalıştım ve yürüyerek bana çarpan arabanın yanına gittim (Çarpan diyorum çünkü ben yeşil ışıktan geçerken çarptı bana. Araç kamerasından izleyince ne kadar saçma bir kaza olduğunu anlatmama gerek yok) Arabadan inen 21 yaşında afrika kökenli bir kızdı. Ona iyi olup olmadığını sordum. İyi olduğunu görünce polisi aradım. Haliyle ölü yada yaralı biri olmayınca gelmeyeceklerini, kazaya karışan bizlerin birbimizin bilgilerini aldıktan sonra araçlarımızı polis merkezine çekerek rapor tutturmamız gerektiğini söylediler. Üyeliğimin olduğu çekici hizmeti veren şirketi aradım. İki araç 10 dakika içinde geldi.Trafiği güvenli hale getirdi diğeri. İlk gelen araçtan inen şahıs ise önce iyi olup olmadığımı, yaralı olup olmadığımı sordu.

Bende

-“İyiyim fakat bana sarılmanı isteyebilir miyim? diye sordum.

-“Tabi ki adamım” dedi ve gelip sıkıca sarıldı bana.

-Şükürler olsun hayattasın. Hayattasın. Arabayı umursama sigorta şirketi halleder vs. şeklinde bir çok kere telkinde bulundu. Arabamı yükleyip eve gelinceye kadar aynı şeyi tekrarladı. Hala hayattasın. Şükürler olsun!

-O an hayatta olduğumu anladım.

Velhasıl ,O saatte polis merkezi kapalı olduğu için bende arabamı çekiciyle evin önüne çektim. Ertesi gün ise sigorta şirketine online olarak kazanın detaylarını, resim ve videoları yolladım. Bir kaç gün içinde sigorta , rapor vs işlemlerini halledip arabayı servise çektirdim. Arabam pert gibi görünüyor şuanki haliyle. Nihai kararı hafta sonuna kadar verecekler gibi.

Anlayacağınız çok kötü bir kazaydı. 2015 yılında yine böyle bir kaza geçirmiştim. O zaman uzaktan bir ses bana sarılmıştı hiç unutamıyorum. O endişe, korku, sevgi, şükür…

Bugün ise başka bir ses ilk önce;

-Araba ne olacak ?

-Araba cehenneme gitti.

Böyle zamanlar da aklıma Nazım gelir.

Hani diyor ya;

“Sonra aramıza şehirler, ülkeler belki dünyalar girecek.

Hiç karşılaşamayacağız.

Kader ağlarını örmeyecek, bizi bir araya getirmek için

Sonra birimiz öleceğiz.

Diğerimiz bunu hiç bilmeyecek.”

Nazım ne dediyse çıktı. Birgün yazamayacağım ve o gün bir varmış bir yokmuş olacağım.

Sağlıcakla.

Müzik : Rubato –  Bir Ayrılık Bir Yoksulluk Bir Ölüm

Oynat

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com