” Sana değmeden seni yazabilmek

Bir koru avucunda tutup üşümek gibi.”

Gün içinde aklımda en çok iki yada üç şey oluyor genelde . Bunlardan birisi hakkında yazacak konu düşünmek. Gerçi hakkında yazmak istediğim şey, en çok düşündüğüm şeylerin birincisi oluyor lakin, zaman zaman ortaya çıkan çekincelerim hep aynı şeyi yazma hususunda bana mani oluyor. Yinede yazmalık konu düşünmek başlı başına bir iş. Helede benim gibi her hıyar gösterene tuzluğu alıp koşmaya çalışan biri için epeyce zor bir iş.

Çünkü her konuya yorum yapan bir coğrafyanın hiç bişey bilmeden herşeyi bilen çocuklarıyız. Anlamadıysanız sokak ropörtajlarına 5 dakika göz atmanız yeterli. yok yok 5 değil 30 saniye. Hatta açıp kapatsanız yeter. Ama boşverin hayat kısa. Hiç açıp bakmayın bana inanın. Valla bak doğru söylüyorum. Paralel evrende yaşayan bir topluluğun gelip coğrafyamızı istila ettiğine dair komplo teorilerini yabana atmıyorum. Bilim kurgu filmlerinin gerçek olduğunu. Zombilerin yaşamak için istila ettikleri topraklarda izole şekilde yaşadığını vs. Nerden zıpladım buraya? Tuz, hıyar derken abuklamaya başladım herhalde. 6*8 kaç eder? Hala 48 ediyorsa abuklamıyorumdur. Bu arada o dizide abuklamak diye bir kelimeyi milyon kere duyunca abuk kelimesine karşı duyduğum antipati, bizzat abuk olanlara duyduğum alerjiden daha ileri seviyede. Elma ile armudu kıyaslayamayacağımız için en azından kilo babında değerlendirebiliriz. Seviye kelimesini kullanmamın nedeni bu. Yoksa bir insanın hayatı ekmek, tuz ve şeker tüketebilmekten ibaret sayması başlıbaşına abuk. Ama dizide hiç nazara veirlmemiş. Hülasa….

Yukarıdaki paragrafın sayfalarca uzayıp gittiğini,ve bahsi geçen konular arasındaki geçişlerin terimsel olarak benzer yada bağlantılı tek kelime ile devam ederek bu konular arasında geçişi sürekli yani mutat olarak sağladığını düşünürsek, bunu yapanın rahatsız olduğunu düşünmemiz pekala mümkün. Ama bunca laf kalabalığını bir şeyi gizleme uğruna yaptığını düşünürsek, o zamanda bu kişinin çok zeki olduğuna kanaat getirebilir miyiz? Yok yok.iyisi mi bunu da boşverin.

Çok iyi değil vaziyet.Kötü olan asıl şey; düşünüp konuyu saptadıktan sonra eve gelinceye kadar unutmak. Unutuyorum evet. Hem de çok sık. İsimleri, zamanları, olayların zaman çizelgesini vs. Unutmak eylemi hayatımın bir rutini gibi. Travmatik durumlardan kaynaklı sanırım .

Çok önemli değilde. Yazacaklarımı unutmak hikayemi eksik kılıyor. Bu yüzden tamamlamam gereken yazıların hepsi yarım Daldan dala atlamanın asıl nedeni bu. Bir şey dışında. Hep içimde tuttuğum. Sürekli aklıma yazıp yazıp süslediğim şey. Zihinsel hazzın ve acının kesiştiği orta noktada ki açıyı hergün hesaplatan varlık. … Neyse saçmaladım yine.

Hadi işine bak okuyucu. Yorma kendin daha fazla. Ben zaten ne dediğimi bilmiyorum. Yetiş ya kovid!

Sağlıcakla.

Müzik: Emre Fel – Sana El Pençe Durmam

Oynat


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com