
Üst üste gelen şeylerden hiç hazzetmiyorum. Olayların biri bitmeden diğeri başlayınca ister istemez “yeter artık” diyesim geliyor. Belki de bazı günler, günümüzde değilizdir. Öyle ya, kimi zamanlar vardır, insan o günlerde tüm olumsuzlukların kendi başına geleceği veya geldiği hissine kapılır. Neyse işte. Bugünde benim o günüm sanırım.
Telefonumdaki tüm uygulamalar birden bire silindi. Bir piknik ortamında sessiz sakin otururken gözüm telefonumdaki uygulamalara ilişti. İlk etapta telefonun işlemcisinin doluluktan kaynaklı olarak bulanıklaştığını ve buna bağlı olarak tepkinin geç olduğunu varsaydım. Daha sonra teker teker uygulamaları topladığım klasörlere girince, uygulamaların tümünün birden bire silindiğini gördüm.
O ara düşündüğüm tek şey telefonumun hacklendiği düşüncesiydi. Hemen apple kimliğimin şifresini değiştirmeye çalıştım fakat telefon çekmediği için arabaya binip çeken bir yere sürmek zorunda kaldım. Daha sonra şifreyi değiştirdim ama herhangi bir hacklenme bulgusu görünmüyordu. Apple yardımla mesajlaşmaya başladım ardından. Verdikleri direktifleri uygulamama rağmen herhangi bir değişiklik olmadı. Telefonla arayarak uzman timin yardım edeceğini söylediler. Hala üzerinde çalışmaya devam ediyoruz ancak bir gelişme yok.
Sonra birkaç defa telefonunu kaybeden pek sevgili aziz bir insanı andım içten içe. Birisi benim yüzümden olmak üzere iki defa telefonunu kaybetmişti. Kim bilir neler hissetti kaybettiğinde. Yüzü gözlerimin önüne geldi. Gözleri, bakışı, o an içine oturan endişe, kızgınlık yada çaresizliği. Sonra ise boşvermişliğini getirdim gözlerimin önüne. Onu düşünüp bir kez daha hem özledim hem üzüldüm.vs
Artık birer veri havuzuna bağımlı ve o havuzdan beslenmediğimizde eli kolu bağlı bireyler olmuşuz.
Örneğin artık whatsappta tüm bilgilerimiz. Bir adres veya bir bilgiyi aradığımızda doğrudan oraya bakıyoruz. Bankacılık işlemleri, emailler, notlar vs derken tüm yaşam bilgimizi bir telefona emanet etmiş durumdayız.
Bu kadar ileri gitmek pek hoş bir durum değilmiş.
Bir kitapta okumuştum. Yazar, yazının icadının insan beyni için çok kötü bir deneyim olduğundan ve bu icattan sonra beyin kapasitesinin sınırlandığından bahsediyordu. Herhalde telefonlarla ilgili bir soru sorsak bize; telefonlar insanı beyinsiz bırakmıştır. derdi.
Acı ama gerçek. Hafızamızı bir kenara itip, tüm anıları ve bilgileri küçük bir alete teslim ettik. Beynimize yazık oldu. Tarihin birçok safhasında olduğu gibi yeniden bir teknolojik sıfırlama ile karşılaşmazsak eğer pek yakın zamanda insanın beyin kapasitesi giderek yok olacak gibi. Evrim tartışmasının varlığı ve yokluğu bir yana, maymundan gelmedik belki ama bu gidişle maymuna doğru gideceğiz.
Sağlıcakla.
Müzik: Emre Fel -Sana El Pençe Durmam !
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.