
Kimseyi yolda bırakmayız bizim memlekette. Onca kaçırılan , beyaz Toroslarda alıp götürülen vardır ama biz hep yolda insanlarımızı arabamıza , traktörümüze veya bisikletimize bile alırız .
Biliriz yolda kalmanın acıtan yanını. Yolda bırakılmanın nasıl acıttığını da biliriz . Her birerlerimiz yoksulluğun pençesinden sıyrılıp az biraz varsıllığa yaslanınca bir basamak aşağıdakine göz kulak olmayı biliriz.
Unutmam mesela babaannemin ölümüne beni yetiştiren son yolculuğu. Bir traktöre el edip onunla çarşıya varmıştım . Sonra karşımda yasin’ler okunurken sekerat halindeki babaannemin son duruşu. Ardından şehadet parmağı havada ve ölümü aylar öncesinden kucaklayan babaannemin ruhunu teslim edişi .
Yolda bırakmıştı beni işte . Yolum uzundu . Çok uzak menziller tüketecektim ama yalnız . Zeynep’ti adı . Adının geçtiği her yerde titrer içim .
Ailemde ilk kaybettiğim insanı gözlerimin önünde kaybetmiş olmak alışılmadıktı. Bir direnç oluşturacak tecrübem yoktu çünkü çok gençtim . Hem o yıl karabasan gibi bir yıldı. Ergenliğimin son zamanını feryatlar arasında tamamladım . Artık acıyı tatmıştım . Sonrası malum . Hala yollarda hala bırakılıp gidilmişlerdeyim .
O günün hatırına, son görüşümün anısına yolda kalan kim varsa bir durur selam veririm. Belki son bakışa yetişecektir benimle gelirse diye düşünceler sarmalar aklımı. Her ne kadar tekin olmayan zamanlarda olsakta, yolcu duası makbuldür sözü ışık gibi durur önümde.
Sağlıcakla.
11 Ocak 2024
Şiir : Ahmed Arif – Ay Karanlık
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.