Kitabı Duyabilmek

Kitaplar bize sesleniyorlar. “Ne olursunuz, alın elinize ve okuyun!” diyorlar. Kimi zaman kütüphanelerden taşıyor bu sesler, kimi zaman sinemalardan. Bazen şarkı aralarından duyuyoruz seslerini.  Nota aralarından akıyorlar duyularımıza doğru.

Farkında olmadan onlardan besleniyoruz.Zihin dünyamızın sonsuz ufuklarını keşfetmek için de, ruhun engin derinliklerine doğru menfezler açarak ilerlemek için de, onlara muhtacız.  Sanat, tarih, gelecek, sağlık, ruh vs. hep onlardan besleniyor.

Sahiden iyi bir okuyucuysak ve hakkını vererek okuyorsak ,daha bir yalnız hissederiz kendimizi. Çünkü söz konusu derinliğe indiğimiz esnada karşılaştıklarımızı, başkalarına anlatmakta güçlük yaşarız. Gördüklerimiz bir şekilde tasvir edilebilse dahi, hislerin anlatılması o kadar kolay olamayabilir. Bu yalnızlık, tüm yalnızlıkların içerisinde en değerli olandır aslında. Hiç bir varlığa sahip olmasanız bile, o anları yaşayabilmek için tekrar tekrar şansınız olacaktır. Bir arkadaşınız, eşiniz, dostunuz olmasa bile, size dost olabilecek yegane şey kitaplar olabilir.

Karanlık bir dünyada değilsek eğer, renklerin dünyasında yaşarken ,her nimetten önce gözlerimiz faydalanır. Okuduğumuz tüm o anlatılanları, hayal dünyamızda birer yap boz parçası gibi ,küçük hareketlerle olması gereken yerlere koyarız. Sonra ise gözlerimizi kamaştıracak bir dünya kurulmuş olur. Bu kurmaca faslında,hem okuyup, hem o hayali kurmak zor olabilir.

Peki ya dinlemek? Usul usul sessizce yazarın sesini duyar gibi kelimelerin ahengini bir musiki edasıyla dinlemek başka bir menfez açamaz mı ?Bence denemeye değer. Kitap dinlemenin, görme engellilere has bir yöntem olduğunu sanıyoruz. Ne kısır bir bakış açısı!

Mesela, Dostoyevski, Kafka , Zweig, Dante, Alexander Dumas vs. hergün saatlerce onları dinlediğinizi hayal edin. Yelkenlerinizi açmış; Kâh Monte Kristo adasına gittiğinizi, Kâh Petersburg da Beyaz Gecelere aktığınızı, Kâh bir Timsahın karnından etrafı dinlediğinizi, yada bir sabah uyandığınızda dev bir böceğe dönüştüğünüzü anlattıklarını…Ne muhteşem bir şey.

Eksik olan bir çok şey gibi,okumamızda eksik, dinlememiz de. En kolayını seçmişiz. Yaptığımız tek şey sürekli konuşmak. Her konu hakkında, bilip bilmeden, kavramları anlamadan, özünü temize çekmeden, haklıyla haksızı ayıracak kadar düşünmeden…

Yanlışı dinleyerek doğrunun yüzüne katran çalmak, onu sınırsız bir kötülükle yaftalamak kolay. Doğruyu dinleyerek, üzerine çalınmış karadan onu arındırmak zor. Tıpkı korkaklığın kolay ,cesaretin zor olduğu gibi. Tüm kötülüklerin anası belki de okumamak. Hepsinin önce nedeni, sonra da sonucu. Katılaşmış vicdanın da, vicdanın katılaşmasının da.

O zaman ne yapmalıyız? Acizane tavsiyem, okumaya vasat bulamıyorsak bile, seslendirilmiş kitapları dinlemeliyiz. Youtube gibi kolay ulaşılabilen bir mecrada, birçok kitap seslendiren insan var. Kendilerine ait kanallarda birbirinden kıymetli eserleri seslendirmiş, diksiyonu düzgün pek çok insan bulabilirsiniz. Bu sayede yolda, araba da, evde kısacası her yerde kitaba ulaşmış olacaksınız.  Kim bilir belki çevrenizden birileri de sizi örnek alıp, kitapların engin dünyasına yelken açar da , bu sayede sizde yalnızlıktan kurtulmuş olursunuz. Sonra bir de sizin sesinizden birilerinin dinlediği kitaplar düşer kulaklara. En güzeli de bu olur .Sizin adınıza bu güzelliğin olmasını ümit ediyorum.

Sağlıcakla kalın.

21 Ocak 2019/ Alberta

Reklamlar

5 Comments

  1. tiglierhan dedi ki:

    Reblogged this on tığlı köşe.

    Liked by 1 kişi

  2. tiglierhan dedi ki:

    kitaplar düşünce ve ve duygularımıza çiçek açtırırlar
    bizi kültür ve uygarlığa uçururlar

    Liked by 2 people

    1. feslegenbahcesi dedi ki:

      Kesinlikle 👍

      Beğen

  3. Yusuf Özcan dedi ki:

    Bir kitabı okurken yazanın emeğinden fazlasını harcamazsak hakkıyla okumuş olmayız…

    Liked by 3 people

  4. Aşına Buyruk dedi ki:

    bir kitap eğer herkese başka bir şey hissettirebiliyorsa güzeldir.

    Liked by 1 kişi

Yorumlar kapatıldı.