Semerkant (Amin Maalouf)

Semerkant; Bir doğu romanı. Yazarı ise doğu coğrafyasına hakim olan, eserleri onlarca dile çevrilen birisi. Tarihine, alışkanlıklarına, kültür ve geleneklere bağlı gelişen siyasi olaylarına varana dek, her konuda kafi derece de bilgisi ve deneyimi var yazarın. Bu isim Amin Maalouf.

Doğu ve Akdeniz coğrafyası hakkında, bu kadar detaylı ve geniş kapsamlı bilgisinin olmasının nedenini, onun biyografisini okuduğunuzda anlıyorsunuz.

1949’da Beyrut’ta (Lübnan)’da doğan Maalouf, Ekonomi ve toplum-bilim okuduktan sonra gazetecilik yapmaya başlar. Lübnan’da iç savaşın çıktığı 1975 yılına kadar burada gazeteciliğe devam eder. Ardında da Paris’e göç eder. Halen ise Paris’te yaşamaktadır. 

Semerkant, Maalouf’un 1988’de yayımlanan, yayınlandıktan sonra coşkuyla karşılanarak bir çok dile çevrilen ikinci romanıdır.

Kitapta Hasan Sabbah, Nizamülmülk ve Ömer Hayyam’ın karşılaşmaları, birbirleri ile olan ilişkileri ve akıbetleri ile ilgili bir sağlam bir kurguya ulaşıyorsunuz. O döneme salt bu kitapta anlatıldığı şekliyle bakmak, tam olarak sağlıklı bir yaklaşım değil tabi ki. Piyasa da Alamut ve haşhaşilerin anlatıldığı birçok roman bulunduğu gibi, yine Ömer Hayyam ile ilgili de çok çeşitli senaryoların anlatıldığı romanlar mevcut. Ancak şimdilik net olarak, ne Hasan Sabbah ne de Ömer Hayyam’ın bizzat kaleme aldığı bilinen bir eser mevcut değil. Sadece Nizamülmülk’ ün “Siyasetname” isimli eseri var. Nitekim o da dönemin tarihini tam olarak aydınlatacak nitelikte değil. Devletin nasıl yönetileceğine dair, halka ve olaylara yönelik nasıl bir yaklaşım sergileneceğine dair yönetimsel bilgiler içeriyor. Bu bilgiler, Asya coğrafyasında ki çeşitli devletlerin yöneticilerinin başlarından geçen olaylar üzerinden, örnekler üzerinden gayet akıcı bir dille anlatılıyor.

Kısacası; Hayyam, Hasan Sabbah ve Nizamülmülk’ün ilişkisine dair tüm bilgiler rivayetten ibaret.Buna rağmen, asırlardır üzerinde konuşulduğu halde, hala heyecan, hüzün ve ibretle o döneme bakmak farklı bir duygu. Biryandan Haşhaşilerin suikastleriyle dehşete düşerken, öte yandan da Hayyam’ın aşk ve tutku dolu rubaileriyle farklı bir haz dünyasını aralıyorsunuz.

Kitabı okuduktan sonra, eğer o döneme ilgi duyarsanız keyif alacağınız birkaç eser tavsiye edebilirim bunlar; Bu eserlerin başında“Fedailerin kalesi Alamut, Ömer Hayyam, Rubailer ve Siyasetname geliyor.

Kitabın son kısmında, Hayyam’ın bizzat kendisinin kaleme alarak kitaplaştırdığı, herhangi bir kopyası da bulunmayan, el yazması rubai kitabının akıbeti anlatılıyor. Yıllarca bu kitabın peşinde koşan birisinin, nihayet ulaştığı bu eser, bir yandan rejimlerin değişmesine aracılık ediyor, diğer yandan da bir aşkın doğmasına neden oluyor. Bu aşk ise, Titanik gemisindeyken aşıkların elinde olan kitabın, gemiyle birlikte sulara gömülüşü ile birlikte bitiyor. Doğru anladınız, neredeyse 800 yıl elden ele gezen kitap, sonunda aşıkların elinden kayıp gidiyor. Titanik’in kasalarından birinde,onunla birlikte sulara gömülüyor.

Kitapla ilgili eleştirilebilecek şeyler var tabi. Mesela rubailerin yazıldığı binli yılların, Hayyam’ın, Hasan ve Nizam’ın anlatıldığı dönemle ilgili mekanların tasvirleri, betimlemeleri yeterince yapılmamış. O kısımlar çok sönük kalmış.

Şöyle düşünün; oluşturduğunuz bir karakter var ve bu karakter, bir önceki bölümde bahsettiğiniz ülkelere, coğrafyaya aşık birisi. Oraları gezip görmeye çok meraklı. Bu merakı onu bir gün yola çıkarıyor. Uzun bir süre seyahat ediyor.. Ancak onca mahalle,çarşı, şehir, ülke değiştirdiği halde, hiçbir şekilde detay vermiyor. Tasvirler yapmıyor, mimari, toplum düzeni, sosyolojik tespitler de bulunmuyor.Anlayacağınız o kısımlar yavan kalmış yani.

İnce Memed serisinden sonra bu kitabı okumuş olmakta, herhalde benim kısmetsizliğim. Ancak şu sıralar yarım bıraktığım işlerimi bitirme azminde olduğum için, bir dönemin güzelliğini yeniden yaşamak istedim. O eski ama eskimeyen heyecanı bir daha duymak istediğim için okudum Semerkant’ı.. Her şeye rağmen güzeldi.

(İnce Memed ’ten bahsetmişken, onunla ilgili de anlatmak istediğim birkaç şey var. Önümüzdeki yazıyı da Yaşar Kemal’in, senin, benim ve bizim ince Memed’imize ayırmış olayım. )

Sağlıcakla Kalın. (Middle East March 8, 2019)

4 Comments

  1. Gizem dedi ki:

    Doğunun çiçeği, batının çiçekliğinde der o el yazması için, ne hoş bi benzetme. Kaleminize sağlık

    Liked by 1 kişi

    1. feslegenbahcesi dedi ki:

      Teşekkür ederim . Son satırlarda ki o benzetme ile zihinlerde hoş bir iz bırakıyor yazar.

      Liked by 1 kişi

  2. cengizselcuk00 dedi ki:

    ne güzel anlatmışsınız. Tebrikler

    Liked by 1 kişi

    1. feslegenbahcesi dedi ki:

      Teşekkür ederim iltifatınız için.

      Beğen

Yorumlar kapatıldı.