Bakış

Bir akşam vaktiydi. Kapıma gelmişti. Beni aldı ve arabasıyla dolaşmaya çıkardı. Hafiften müzik çalıyordu. Birbirimizin hatırını sorduk evvela. Sonra havadan sudan mevzular girdi araya. Sonra bir aralık ikimiz de sustuk. Tam o anda inceden bir nota çınladı sağ tarafta duran hoparlörden. Bir sancıyla irkildim. Zaman zaman böyle sancı atardı sağımdan solumdan. Doktorlar birşey bulamadı. Belkide doğru yerde aramadılar bilmiyorum. O bıçak sancıysı sandım ben. Rengim değişti birden. Şarkı çaldıkça ben sustum. Suskunluğum katmerlendi. Yüzüme yayılan hüzün tenimi yakmaya başlamıştı. Kızarıyordum şarkı çalmaya devam ettikçe. Neden sonra aklıma geldi elimi teybe uzatarak çalan şarkıyı değiştirmek.Küçük bir el hareketiyle değiştirdim.

-Nerden buldun bu şarkıyı? dedim sakin bir ses tonuyla.

-Sen doldurmuştun bu cd’yi benim için. Hatırlamıyor musun? dedi.

Susmaya devam ettim. Çünkü konuşsam tel tel, pul pul, sicim sicim dökülecektim.Susmaktan başka kaçacak liman bulamadım.

O ise durdu ve gözlerimin içine baktı. İçimi görüyor sandım bir aralık. O bakış öyle bir derine indi ki, şaşkınlığım ve hayretimin yanında birde korku aldı beni. İlk defa bana böyle bakan birini görmüştüm. Korktum içime dalacak ve orada kopan fırtınada boğulacak diye. Dalgalı denizimden kurtarıp kendime çalışmakla uğraştığım,o, tüm sevda yüklerimin üzerinde sallandığı ümit sandalımı ve fırtınamı çaresizce izlediğim yerde birden denizime oda dalacak sandım. Biliyordu herşeyi. Fakat üstelemiyordu.Bende ne görüyor, ne biliyor, ne yaşıyor farkında değildim o ana kadar.

-Söylemeyecektim ama söylemek zorunda bıraktın beni.

-…

-Sen çok değiştin o günlerden sonra.

-…

-O tanıdığım eski adam gitti. Yerine bir başkası geldi.

-Nasıl?

-Hayat vardı senin içinde. Canlıydın. Hayat doluydun. O adam gitti, o hayat dolu adam yok artık.

-….

Birşey diyemedi. Kim bilir belki içinden başka şeyler de geçiyordu ancak ileri gidemedi. Diyemediğini ben kendime söyledim. “ Yürüyen cenaze”. O da sustu. Bir yerde durup içecek birşeyler aldık. O kahve aldı, ben yeşil çay. Amaçsızca sokakları dolaştık sonra. Gece yarısı beni kapımın önüne getirdi. Gitmek istemiyordu. Vedalaşmadı bu yüzden. Havadan sudan muhabbetlerde tükendi biraz sonra. Öylece oturduk. İçeceklerimizi yudumlarken herbirimiz kendi alemimizi yaşıyorduk. O baba olacak olmanın sevinci ve heyecanı ile birlikte korkusunu da yaşıyordu belki de. Ben ise bu hayat yolculuğunun nerede ve ne zaman son bulacağını düşünüyordum uzun zamandan beri yaptığım gibi…

Müzik: İlyas Yalçıntaş – İncir