Kış, Kar Falan…
“Gönül çalamazsan aşkın sazını Ne perdeye dokun, ne teli incit. “ (Aşık Hüdai) Yine kış geldi. Buralara hemen gelir zaten. Az birşey geç kalsa, tüm şiddetini alırda gelir. Öyledir yani…
Denemeler, şiirler, hikâyeler ve gezi notları
“Gönül çalamazsan aşkın sazını Ne perdeye dokun, ne teli incit. “ (Aşık Hüdai) Yine kış geldi. Buralara hemen gelir zaten. Az birşey geç kalsa, tüm şiddetini alırda gelir. Öyledir yani…
Deprem görmüş birisi olarak söyleyeyim, çok korkunç birşey. Depremin olduğunu gördüğünde insan, yada yaşadığında çaresizlik, acizlik, korku, endişe, ümitsizlik,öfke,acı… Tüm olumsuz duygular aynı anda insanın üzerine çullanıyor. Dün gece olan…
Sabahtan beri mektupların birini kapatıp ötekisini açmış okumuş da okumuş ancak herhangi bir isim bulamamıştı. Oturduğu yerden kalkıp odanın içerisinde dolaşmaya başladı. Daha fazla acı çekmek istemiyordu. Her mektup açışında…
Bazı şarkılar canlı gibidirler sanki. Bazen dinlediğinizde yakanızdan tutar gibi sizi silkeler canınızı alacak gibi olurlar. Öyle duygusal , öyle hisli ve derindirler. Ahmet Aslan’ın söylediği bir şarkı var hani.…
Sahil de bir süre yürüyüp martılara yarenlik ettikten sonra, bir el onu kollarından tutup eve çekiştire çekiştire getirdi adeta. Eve vardığında buraya nasıl geldiğini bilemedi. Nefes nefese kalmıştı. Ayakkabılarını çıkarıp…
Hicran o gece uyuyamadı.” Ne kadar da içine atmaya çalışmış bu adam.” dedi durdu kendi kendine. Bunları yaşayan babası olmasa , karşılaştığı herhangi bir alalade insan dahi olsaydı onun için…
Bazen bir yıl bir asra bedel olur. Öyle ağırdır zaman, civa gibi. Ne yazsan, ne söylesen sözler anlamını ve yerini bulmaz. Ne açılan yaralar kapanır, Ne çatlayan damarlardan içeri sızan…
Bir insan bir başkasının hayatına nasıl yerleşir? derlerse ne cevap verirsiniz? Çok ilginç bir soru bu bence. Bir şarkı vardı hani “Bana herşey seni şapıyor…” diye. “Hatırlatıyor.” Şarkının sözlerini tek…
Akşam üzeri eve döndü Hicran. Üzerinde ki yorgunluğu atmak için kendisini moru gittikçe solmuş ve kolçakları ise zamana direnemeyerek yer yer eprimiş, kolduğa bıraktı. O içini kemiren kurt geldi zihnine…
Bir akşam vaktiydi. Kapıma gelmişti. Beni aldı ve arabasıyla dolaşmaya çıkardı. Hafiften müzik çalıyordu. Birbirimizin hatırını sorduk evvela. Sonra havadan sudan mevzular girdi araya. Sonra bir aralık ikimiz de sustuk.…
Bak mevsimler böyle değişiyor işte. Gök kızıl, su turkuaz ,dağlar koyu yeşil Üstümüzden akan bulutlar darmadağınık ve bir el uzatımında. Hindibalar ise saçlarını süzmüş Göz kırparak uzaklaşan her bir dalgada…
Kollarımda bir kelebek ölüsü yatıyordu kendimi son bulduğum yerde. O kelebeğin ömrünü gördüm geçmişe takılıp kalmış gözlerimle. Parçalanmış kanatlarında bir ormana çakılıp kalmış olan esaretim. Yine de ne kadar güzel…
Bu hastane kokusunu oldum olası sevmezdi. Kanla karışık temizlik malzemelerinin kokusunu duyar gibi oluyordu her defasında. Salt temizlik malzemesi olsa belki o kadar rahatsız olmayacaktı fakat, bu kokuya karışan farklı…
Geçenlerde bir video gördüm . Muhtemelen hasta olduğu için öleceğini önceden tahmin eden bir adam sesini kaydediyor. Düşünün ki sizi canlıyken birisi mezara koyunca ne dersiniz?Bunu bir düşünün derim.Bu adam…
Her baharın olgunlaştığı bu son ayda, ayrı bir güzellik serpiliyor başından aşağı kaşına doğru. Kirpiğin tutuyor birazını, gözlerine dağılıyor kalanı. Yüzün hep aydın olsun. Yüreğin bahar sevinçlerinin anası olan ılıman…