Yeraltından Pusulalar -12
Sahil de bir süre yürüyüp martılara yarenlik ettikten sonra, bir el onu kollarından tutup eve çekiştire çekiştire getirdi adeta. Eve vardığında buraya nasıl geldiğini bilemedi. Nefes nefese kalmıştı. Ayakkabılarını çıkarıp…
Sahil de bir süre yürüyüp martılara yarenlik ettikten sonra, bir el onu kollarından tutup eve çekiştire çekiştire getirdi adeta. Eve vardığında buraya nasıl geldiğini bilemedi. Nefes nefese kalmıştı. Ayakkabılarını çıkarıp…
Hicran o gece uyuyamadı.” Ne kadar da içine atmaya çalışmış bu adam.” dedi durdu kendi kendine. Bunları yaşayan babası olmasa , karşılaştığı herhangi bir alalade insan dahi olsaydı onun için…
Akşam üzeri eve döndü Hicran. Üzerinde ki yorgunluğu atmak için kendisini moru gittikçe solmuş ve kolçakları ise zamana direnemeyerek yer yer eprimiş, kolduğa bıraktı. O içini kemiren kurt geldi zihnine…
Bu hastane kokusunu oldum olası sevmezdi. Kanla karışık temizlik malzemelerinin kokusunu duyar gibi oluyordu her defasında. Salt temizlik malzemesi olsa belki o kadar rahatsız olmayacaktı fakat, bu kokuya karışan farklı…
Sabahattin Ali deyince insan önce şöyle bir durup düşünüyor. “Nerden, nereye?” diyor kendi kendine. Ülkesini onca seven bir adamı , yine kendi ülkesinden kaçarken Meriç boyunda başından vurularak canı bedeninden…
Bir Ada Hikayesi serisinin ikinci kitabı. Fırat Suyu Kan Akıyor’dan sonra soluksuz olarak okunabilecek bir kitap. Karınca adasına son umut olarak gelenlerin sayısı çoğalıyor. Aslında çok detay vermek isterdim ama…
Bir ömre ne kadar duyarlılık sığdırabilirsiniz? Yada bir ömür boyunca duyarlılık gösterdiğiniz hangi konularda, aylarca yıllarca oturup yazı yazar, hikayeler derlersiniz? Bu vicdan terazinizin ne kadar ağırlık çektiği ile ilgili.…
. Birkaç gün önce çok yapmam ama şu kişisel gelişim uzmanları ve liderlik eğitimi verenler kadrosuna giren Ahmet Şerif Izgören’in “Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır” isimli kitabını alıp…
Gulyabani deyince hepimizin aklına ilk gelen, Yeşilçam Sinemasının duayenlerinden Şener Şen, Kemal Sunal ve Halit Akçatepe, Adile Naşit, Ali Şen, Ayşen Guruda ve Hale Soygazi’ nin oynadığı “Gulyabani” filmi gelir.…
Derler ki insanın gözünün doyması, karnının doymasından evladır. Bir bakıma katılıyorum buna. Ancak sadece yemek konusunda değil. Bazı nesnelerden faydalanılması açısından bakınca bu çokluğun yeri yemekle eşdeğer gibi. Mesela kitaplara…
Verdiği spariş kısa süre içerisinde gelmişti. Yemeğini alelacele yedikten sonra bir mektup daha açmak geçti içinden. Elini attığı mektup zarfı pek bir hafif geldi eline. Boş bir zarf olabileceğini düşündürecek…
Hicran olduğu yerde çivilenmiş gibi kaldı. Kararsızlığını, tereddütlerini ve şaşkınlığını bir mektup daha çekerek gidermeye kara verdi. Çabucak açtı mektubu. Mektuplar kime yazılmıştı? Şuan yeryüzünde en çok öğrenmek istediği ve…
Tereddütlerini izale etmek için bir müddet bekledi. Oturup derin bir nefes aldı. Odanın içinde bulunan nesnelere göz gezdirdi. Kitaplar, not defterleri, gelişigüzel duvarlara yapıştırılmış not kâğıtları vs. hepsi yorgunluk kokuyordu…
Biraz nefeslenmek için dışarı çıkmak istedi. Paltosunu kapının arkasından almak için hareketlendiğinde bir baş dönmesi daha geçirmeye başladı. Tansiyonunun düştüğünün habercisiydi. Hergün alması gerektiği dilaltı haplarından bir tanesini alması gerekiyordu.…
İnsan her baktığı yerde görür mü bir yüzü? Her dakika düşünür mü insan birisini? Her gözünü kapattığında hayalini kurar mı birisinin? Tüm duygusal anlarını paylaşmak ister mi aynı kişiyle? Ona…